Kemoterapi ilaçlarına oranla on bin kat daha etkili meyve: Tarçın elması (graviola) 15 Kasım 2017

Kemoterapi ilaçlarına oranla on bin kat daha etkili meyve: tarçın elması (graviola)

Her geçen gün hiç bilmediğimiz, isimleri de çok değişik meyveler karşımıza çıkıyor. Ama asıl şaşırdığımız şey bu meyvelerin kanser gibi güçlü hastalıkları yenebilecek potansiyelde olması. Kanseri büyük ölçüde önlediği söylenen tarçın elması nedir?

Daha fazla

 manfaat daun sirsak buat ibu menyusui 20 Temmuz 2016

manfaat daun sirsak buat ibu menyusui

manfaat daun sirsak buat ibu menyusui http://manfaatdaunsirsaksehat.blogspot.com/ Soursop zapusti koristi za artritisom po zdravljenju se boste lahko preizkusili kot poceni alternativa . Prednosti soursop listov je zelo učinkovit za premagovanje različnih bolezni . Ne samo, artritis , vendarrazlične druge bolezni, kot so hemoroidi , protin, želodčne motnje in celo raka lahko rešen z soursop liste .

Alternativna soursop uporaba medicina list je dokaj poceni . Mi lahko z lahkoto našli soursop liste okoli nas . Ponavadi se soursop pogosto posajene v dvorišču ali vrtu. Ampak, če nimate te elektrarne , je mogoče kupiti v trgovini , ki zagotavlja zelišča kesehatn .

Soursop Listi Ugodnosti za artritis

Revmatizem je a anomalije bolezni v sklepih , povzročajo bolečine in togost . Običajni simptomi, pri bolnikih z revmatoidnim artritisom so otekanje v treh ali več sklepih istočasno , otekanje in bolečina je skupna v sklepih in otekanje in bolečina običajno pojavi s bolečin simetričnega vzorca v enakih spojev na obeh straneh telesa s splošno napade spojev zapestja. Če imate take težave , lahko poskusite uporabiti alternativni način soursop listov.

Kako :

Bodite večina soursop listov
Potem pire , dokler gladko
Prilepitetrčenje na soursop pušča na prizadetem delu telesa

Ni čudno, da soursop pušča zelo iskan , saj ima veliko prednosti za kesehatn . Poleg artritis , lahko izkoristite tudi soursop liste kot alternativno zdravljenje za hemoroide , ki uporabljajo naravne sestavine . Upajmo, da lahko nekatere ocene o koristih soursop listov nad koristno za revmatskih obolenj .

Daha fazla

Kanser Tedavisinde Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp 20 Temmuz 2016

Kanser tedavisinde tamamlayıcı ve alternatif tıp

ÖÖZZEETT Bilim dünyasının kanser konusunda sahip olduğu bilgiler, çok yoğun emek ve maliyet gerektiren çalışmaların sonucudur. Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp modern kanser tedavilerinin yanı

sıra kullanılabilecek tedavileri kapsamaktadır ve günümüz modern tıbbına entegre edilerek kullanılabilir. Bu alanda yapılacak çalışmaların da aynen konvansiyonel kanser tedavilerinde olduğu gibi çok sıkı bilimsel metotlara uygun olarak yapılması önemlidir. Entegratif oncoloji (bütünleştirici onkoloji) konvansiyonel tıbbi uygulamalarla birlikte tamamlayıcı ve alternatif kanser tedavi yöntemlerinin de kullanıldığı bilimsel temellere dayanarak gelişmekte olan bir disiplindir ve modern bilimin disiplini ile geleneksel iyileştirme yöntemlerindeki bilgeliğini birleştirir. Bu alanda çok ciddi çalışmalar yapılmakta ve her geçen gün yeni ürünlerin kanser tedavisinde etkisi olabileceğine dair yayınlar yapılmaktadır. Özellikle bitkilerden elde edilen çeşitli drogların tümörler üzerinde

farklı etki mekanizmaları ile antitümör etkisi olduğu gösterilmektedir. Hekimlerin fitoterapötiklere bakış açısını değiştirmeyi amaçlayan; çok sınırlı sayfa sayısı ile kısıtlanan bu yazıda önemli bazı doğal ürünlerin ve entegratif tıp yöntemlerinin kanser tedavisindeki etkinliği konusunda yapılan çalışmalara değinilmiş, hacimli bir kitap cildine dahi sığması mümkün olmayan bu konu sınırlı sayfalarda özetlenmeye çalışılmıştır.

AAnnaahhttaarr KKeelliimmeelleerr:: Şifalı bitkiler; bütünleyici tıp; fitoterapi; laminarya AABBSSTTRRAACCTT The present knowledge about the cancer in the scientific world is the result of very intensive labor and high cost studies. Complementary and alternative modalities can be integrated into the contemporary modern medical treatments. It is very important to follow the strict scientific methods which are applied to in the modern medical studies in the studies related to complementary and medicine. Integrative oncology is an emerging discipline which combines the discipline of modern science with the wisdom of traditional healing. In this field very important studies are being carried out and many publications appeared about the cancer treatment in the scientific world. It is also shown that some drugs which are extracted from different medicinal herbs, have anticancer effects via different mechanisms. In this paper, we are intended to change the physicians’ perspectives about the phyto-therapeutics. The subject is so wide that even is not possible to cover in a text book volume. Some important natural products and integrative medicine modalities which were claimed to be effective in cancer treatment are discussed in these limited pages.

KKeeyy WWoorrddss:: Medicinal plants; integrative medicine; phytotherapy; laminaria TTuurrkkiiyyee KKlliinniikklleerrii JJ FFaamm MMeedd--SSppeecciiaall TTooppiiccss 22001144;;55((22))::2288--3366 ıp tarihi açısından bakıldığında, 20.yüzyıl kanser tedavisinde bir dönümnok- tası olarak kabul edilmektedir. Kanser patofizyolojisini anlama, kanser gelişimini önleyici tedbirler alma ve tedavi etme konusunda 20. yüzyılda yeni bir çığır açılmıştır. Kanser konusunda yapılan ilk araştırmalarda kanserin tek bir sebepten kaynaklanan bir hastalık olmadığı, birçok sebeple gelişen ve çok çeşitli organ Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 28 K ANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP Memet IŞIK ve ark. ve sistemleri tutabilen hastalıklar grubu olduğu anlaşılmıştır.

Bugün kansere neden olan etmenleri saptama, daha etkili önleyici yöntemler geliştirme ve tedavi şekilleri bulma konusundaki bilimsel araştırmalar devam etmektedir. Kanser konusunda şu anda bilim dünyasının sahip olduğu bilgiler, çok yoğun emek gerektiren bu çalışmaların sonucudur.

1 Bilim insanları araştırmak istedikleri konuda bilimsel bir soru sorarlar, sonra da bu soruya cevap bulabilmek

için uygun araştırma yöntemlerini kullanarak araştırmalarını yapar, elde ettikleri verileri toplayıp, uygun bilimsel yöntemlerle ve istatistiksel analizlerle değerlendirip yorumlarlar. Sonuçta ulaşılan sonuç uygulanabilir bir çözüm ise genel uygulamaya sunulur. Burada önemli olan alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemleri konusunda yapılacak çalışmaların da aynen konvansiyonel tıp yöntemlerinde kullanılan çok sıkı bilimsel metotlara uygun olarak yapılmasıdır. E ntegratif oncoloji (bütün- leştirici onkoloji) konvansiyonel tıbbi uygulamaların dayandığı bilimsel temellere dayanarak gelişmekte olan bir yaklaşımdır . Entegratif onkoloji modern bilimin disiplini ile geleneksel iyileştirme yöntemlerindeki bilgeliğini

birleştirir. Bilimsel temellere bağlı kalarak gelişmekte olan bu uzmanlık, tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerini günümüz modern tıbbına uyarlayarak birlikte kullanır. Buradaki amaç verilen tedavinin etkinliğini

artırmak, semptomları kontrol altına almak, hastanın stresini azaltmak ve acılarını hafifletmektir. Bu yaklaşım Amerikan Kanser Birliği ve Amerikan Ulusal Sağlık Teşkilatı tarafından da desteklenmektedir. Kanserli hastaların en büyük dileği, tabii ki kanserlerinin hiçbir zaman tekrarlamadan kaybolması, sağlıklarının

kansere yakalanmadan önceki durumuna geri dönmesidir. Uygulanan modern tedavilerle günümüzde bu bazen mümkün olabilmektedir. Fakat maalesef, gü- nümüzde uygulanan modern kanser tedavi yöntemleri mükemmellikten uzaktır, birçok kanser türü için tedavi başarı oranı düşüktür ve geçici veya kalıcı ciddi yan etkileri vardır. Bilimsel temellere dayalı yapılan

bazı çalışmalarında

sağlıklı bir diyet ve fiziksel olarak aktif olmanın meme, prostat ve kolon kanseri gibi bazı kanser türlerinin rekürensini azalttığı, keten tohumunun prostat kanserinin büyümesini yavaşlattığı gösterilmiştir. Yapılan fiziksel aktivite arttıkça, aktivite yoğunluğuna bağlı olarak kanser rekürens olasılığı azalmıştır. 2009 yılında yayımlanan ve 23153 katılımcıyla yapılan Potsdam çalışmasında, araştırmacılar, sigara kullanma, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ve diyetten oluşan dört parametrenin katılımcıların yaşam süreleri üzerin- 2 1 2,3 deki etkisini araştırdılar. Bu dört parametreden herhangi birisinin olumlu yönde değiştirilmesinin majör kronik hastalıklara yakalanma olasılığını %50 oranında, hepsinin olumlu yönde değiştirilmesinin majör kronik hastalıklara yakalanma olasılığını %80 oranında ve diyabet riskini ise %93 oranında azalttığı görüldü. Ciddi bir hastalığı

olduğu için hastaneye yatırılan her on hastadan yaklaşık olarak sekizi düzenli egzersiz yapma, sağlıklı beslenme ve sigara içmeme ile önlenebilecek hastalıklardır. 5 Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 29 4 Bu çalışma sonuçları sağlıklı beslenme ve sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olmanın bütün kronik hastalıkları azalttığı gibi kanser riskini de azalttığını göstermektedir. En iyi tedavinin hastalığa yakalanmama olduğunu kabul edecek olursak, kanser konusunda da en etkili tedavinin

sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip olmakla kansere yakalanmama olduğunu söyleyebiliriz. Genel kabullerin aksine, genlerimiz bizim gelecekteki sağlığımızı belirlemiyor. Genlerimiz bizim,

olasılıkla, bazı hastalıklara yakalanma risklerimizi belirliyor. Huntington hastalığı, orak hücreli anemi veya kistik fibröz

gibi bir genetik mutasyon sonucu oluşmadıktan sonra, genlerimiz gelecekte hangi hastalıklara yakalanacağımızı yüzde yüz belirleyemez. Sağlıklı bir yaşam için uygun hayat tarzı değişiklikleri yapılarak ve sağlıklı beslenerek

genetik olarak yatkın olduğumuz hastalıklara yakalanmamak için gen ekspresyonumuzun olumlu yönde değişmesini bile sağlayabiliriz. 5 Özellikle yeme ve egzersiz alışkanlıklarımız başta olmak üzere yaşam tarzımızı değiştirerek, tanı konulduktan sonra bile gen ekspresyonumuzu değiştirebilir; buna bağlı olarak da hastalıklarımızın progresini değiştirebilir ve rekürensini önleyebiliriz. Bellarmine Üniversitesi, Louisville, Kentucky’de yapılan bir araştırmada düzenli egzersiz yapmanın, düşük yağlı ve zengin lifli gıdalarla beslenmenin meme kanseri rekürensi olasılığını azalttığı saptanmıştır. FİTOTERAPÖTİKLER (ŞİFALI BİTKİLER) 6-8 Amerika’da yaşayan Kızılderililer cilt kanserleri ve veneral siğillerin tedavisinde kullandıkları;

mmaayyaappppllee diye adlandırılan

Podophyllum

peltatumdan elde ettikleri bir ekstre araştırıldığında antikanser ajanların atası kabul edilen podofillotoksin içerdiği görülmüştür. Ayrıca Madagaskar ve Asya’nın birçok bölgesinde hipoglisemik ajan olarak kullanılan ve ülkemizde de

ppeerrvvaannee

ççiiççeeğğii olarak bilinen

Catharanthus roseus çiçeği, 1958 yılında, araştırıldığında çok kuvvetli sitotoksik özelliği olan vinblastin ve vinkristin içerdiği bulunmuştur. Bu ajanlar birçok kanser

tipinin tedavisinde başarıyla kullanılmıştır. Geleneksel

halk tababetinden kaynaklanan buluşlar, 1960 10 9 29 M emet IŞIK ve ark. KANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP yılında Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünün (NCI), yeni antitümör ajanların saptanması amacıyla bir araştırma başlatmasına sebep olmuştur. 1960 yılında başlayan bu çalışmada, 1982 yılına kadar, 35 bin bitkinin, L1210 ve P388 fare lösemi hücre hattı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu yoğun çalışma sonucunda

ppaacclliittaaxxeell (Taxol) bulunmuştur. 1985 yılında yine NCI tarafından başlatılan yeni bir çalışmada bitki, hayvan ve mikroorganizmalardan elde edilen ekstrelerin akciğer, kolon, deri, böbrek, yumurtalık, beyin, meme ve prostat kanseri ve lösemileri de içeren 60 insan kanser hücre hattını üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Yoğun emek ve mali kaynak gerektiren bu çalışmalar sonucunda 1960 yılı sonlarında keşfedilen vinblastin ve vinkristinin çocukluk çağı lösemileri, testis teratomu, Hodgkin hastalığı ve birçok kanser türünde uzun dönem remisyon ve kür sağladığı bulunmuştur. Ayrıca bu ilaçlardan

vinorelbin, vindesin ve etoposid gibi farklı analoglar da geliştirilerek, kanser türüne göre özelleştirilmiş ve

etkileri artırılmıştır. EEttooppoossiidd testis teratomları ve küçük hücreli akciğer kanserlerinin tedavisinde, tteenniippoossiidd 1 0,11 ise çocuklarda görülen akut lenfosittik lösemi ve nöroblastoma tedavisinde, yetişkinlerde de non-Hodgkin lenfoma ve beyin tümörlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Sonraki yıllarda keşfedilen ve refrakter meme kanser ve over kanserleri tedavisinde kullanılan Taxol, 2000 yılında 1,5 milyar Amerikan dolarından fazla satılmıştır ve satışları da gittikçe artmaktadır. 13,14 Günümüzde antikanser ilaçların yaklaşık %50’si doğal ürünler veya yapısal olarak doğal ürünlerden elde edilen kimyasallardan oluşmaktadır. Sadece Taxol, Bristol-Mayers

Squibb Şirketi’ne yıllık yaklaşık 2 milyar dolar ciro sağlamaktadır. Günümüzde Taxol’dan 50 defa daha fazla sitotoksik aktivitesi olan yeni doğal ürünler keşfedilmiştir. 10 Günümüzde kanser tedavisinde faydalı olabileceği gösterilmiş fitofarmasötiklerin sayısı bir yazıda ele alınamayacak kadar çok fazladır. Bu yazıda, örnek kabilinde birkaç fitoterapötiğe ve çalışmaya yer verilecektir.

LLaammiinnaarriiaa JJaappoonniiccaa:: Asya-Pasifik bölgesinde yetişen kahverengi bir deniz otundan elde edilen ve

ffuuccooii-- ddaann olarak adlandırılan bir ekstrenin bazı kanser hücrelerinde apopitoza neden olduğu bildirilmiştir. Yapılan bir çalışmada dişi sıçanlara meme kanseri yapan karsinojen bir madde enjekte edilmiştir. Sıçanların yarısı standart bir diyetle beslenirken diğer yarısına

aynı standart diyete ilave olarak fucoidan içeren kahverengi deniz otu verilmiş ve 26 hafta boyunca takip edilmiştelerdir.

Fucoidan ile beslenen gruptaki sıçanların %63’ünde kanser gelişirken sadece standart diyetle bes- 10,12 lenen gruptaki sıçanların %76’sında kanser gelişmiştir. Ayrıca standart diyetle beslenen grupta ortalama kanser gelişme süresi 11 hafta olurken fucoidan grubunda bu süre 19 hafta olmuştur. Bu sonuçlar fucoidanın hem kanserden korumada hem de kanserin gelişimini geciktirmede

etkili olduğunu göstermiştir. Başka bir çalışmada ise sarkoma hücreleri implante edilen sıçanlarda fucoidanin %61,9-95,2 oranında kanser gelişimini engellediği gösterilmiştir. 1 8,19 Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 30 15-17 Ayrıca kemoterapiye cevap vermeyen bir grup akciğer kanseri olan sıçanda fucoidan çok kuvvetli bir antitümör aktivitesi göstermiştir. HHoonnookkiiooll ((MMaaggnnoolliiaa ooffffiicciiaannaalliiss)):: HHoonnookkiiooll,, Magnolia familyasına ait bir ağacın kabuklarından, tomumlarından ve yapraklarından elde edilen bir lignan’ dır ve magnolol, 4-O-methylhonokial ve obovatol gibi biyoaktif maddeler ihtiva eder. Antidepresan, anksiyolitik, antiemetik,

analjezik, antibakteriyal, antitümörigenik, antitrombotik, nöroprotektif, nörotrofik ve serotonergic etkileri olduğu gösterilmiştir. Melenoma, sarkoma, myeloma,

lösemi, mesane, akciğer, prostat, oral skuamöz hücre karsinomuna ve kolon kanseri hücrelerinde apoptotik etki yaptığı gösterilmiştir. Honokiolun etki mekanizması ile ilgili literatürde birçok yayın mevcuttur. AAHHCCCC ((AAccttiivvaatteedd HHeexxoossee CCoorrrreellaattee CCoommppoouunndd)):: Japonya’da yetişen birkaç mantarın karışımından hazırlanmış olan özel bir karışımdır. Yapılan hayvan ve insan çalışmalarında AHCC’nin bazı karaciğer, prostat, over, meme kanseri ve multipl myelomu önlemede etkili olabileceği gösterilmiştir. 1995 yılında yapılan bir çalışmada günlük alınan 3 g AHCC’nin prostat kanseri, over kanseri, multipl myelom ve meme kanser olan hastalarda tümör

belirteçlerini önemli derecede azalttığı göstermiştir. 27 25,26 Aynı çalışmada 11 hastadan 6’sında tam remisyon

sağlandığı, 9’unda da natürel killer (NK) hücre aktivitesinde belirgin artış olduğu vurgulanmaktadır. MMooddiiffiieedd CCiittrruuss PPeeccttiinn ((MMCCPP)):: Greyfurt gibi turunçgillerde bulunan şekerin daha kısa zincirlere modifiye edilmiş halidir. Bir çalışmada insan meme kanseri veya

kolon kanseri hücreleri enjekte edilmiş farelerin içme sularına MCP karıştırılmıştır. Bütün hayvanlarda MCP’nin tümör gelişimini, metastazı ve angiogenesizi azalttığı görülmüştür. MCP ile beslenen farelerde gelişen meme kanseri volümü kontrol grubundaki farelerde gelişen

tümör volümünün 1/3’ü kadardı ve MCP grubundaki

farelerin hiçbirinde akciğer metastazı görülmezken kontrol grubundaki farelerin %66’sında akciğer metastazı görülmüştür. Bu çalışmada kolon kanseri hücreleri

enjekte edilen farelerde de benzer sonuçlar görülmüştür:

MCP ile tedavi edilen gruptaki farelerde 26 20-24 K ANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP Memet IŞIK ve ark. görülen tümör volümü kontrol grubundaki tümör volümünün yarsı kadardı. Konrtol grubundaki farelerin tamamında

lenf bezi metastazı, %60’ında karaciğer metastazı görülürken MCP ile tedavi edilen gruptaki farelerin sadece %25’inde lenf bezi metastazı görülmüştür, fakat

hiçbirinde karaciğer metastazı görülmemiştir. Benzer sonuçlar insan prostat kanseri hücreleri enjekte edilmiş farelerde de gözlemlenmiştir. MCP ile tedavi edilmeyen gruptaki 16 fareden 15’inde 30 gün içinde akciğer metastazı görülmüştür. MCP ile tedavi edilen gruptaki 14 fareden sadece 7 tanesinde (%50) akciğer metastazı görülmüştür. Ayrıca kontrol grubundaki farelerin yarısından

fazlasında lenf bezi tümörü görülürken MCP grubundaki farelerin sadece %13’ünde lenf bezi metastazı görülmüştür. 29 DDiimmeetthhooxxyy bbeennzzooqquuiinnoonnee ((DDMMBBQQ)):: Filizlenen buğdayda doğal olarak bulunan bir maddedir ve ilk defa Dr. Albert Szent-Györgyi (1937 yılında C vitaminini keşfettiği için Nobel Ödülü kazanmıştır) tarafından kanser tedavisinde etkili olabileceği fikri

Proceedings of the National Academy of Sciences ’da (USA), 1960 yılında yayınlanan bir yazıda ileri sürülmüştür. Dr. Hidvegi (Macaristan) 1989 yılında Dr. Györgyi’nin çalışmasını devam ettirmiş ve buğday filizinin ekmek mayası ile özel bir fermantasyonu sonucu bugünkü ticari formu elde ederek

AAvveemmaarr adıyla patent almıştır. 1996 yılından beri Avemar’ın kullanıldığı yüzden fazla çalışma yapılmıştır ve Avemar’ın kanser tedavisinde yardımcı tedavi olarak kullanılabileceği

birçok çalışmada gösterilmiştir. Primer kolorektal kanseri olan 170 hasta ile yapılan bir kontrollü çalışmada, hastalar, cerrahi sonrası standart kemoterapi grubu ve aynı tedavi protokolüne ilave olarak da günde bir defa, 9 g Avemar kullanan grup olarak iki gruba ayrılmışlardır. Avemar alan gruptaki hastaların sadece %3’ünde rekürens olurken diğer gruptaki hastalarda %17 rekürens olmuştur. Avemar grubundaki hastalarda %67 daha az metastaz ve %62 daha az ölüm olmuştur. Avamar ile ilgili yapılmış ve prestijli dergilerde yayımlanmış birçok çalışma varıdır (http:// www.avemarresearch.com/TOC.html). 30 AAssttrraaggaalluuss ((AAssttrraaggaalluuss mmeemmbbrraannaacceeuuss)):: Baklagillere benzeyen bir Çin bitkisidir. Kökleri fitoterapide kullanılır. Birçok kanser türünde etkili olabileceğine dair birçok ciddi yayın var. 31-33 YYeeşşiill ççaayy ((CCaammeelllliiaa ssiinneennssiiss)):: Antioksidan içerdiği için yeşil çayın çeşitli kanserler karşı koruyucu etkisi olabileceğine ilişkin çalışmalar vardır. 34-37 BBooğğaa ddiikkeennii ((MMiillkk tthhiissttllee,, SSiillyybbuumm mmaarriiaannuumm)):: Hayvan ve

in vivo hücre kültürü çalışmalarında kanser tedavisi ve önlemesinde etkili olabileceği bildirilmiştir. 38-40 28 PPookkeewweeeedd ((AAmmeerriikkaann üüzzüümmüü,, PPhhyyttoollaaccccaa aammeerrii-ccaannaa)):: Antiviral etkisi de olan, antitümör etkisi yapılan çalışmalarda gösterilmiş bir bitkidir. 41 42 GGrraavviioollaa:: İlk defa 1976 yılında Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından çalışılan Amazonlarda yetişen bir bitkiden elde edilen üründür. Yapılan bir çalışmada

kolon kanseri hücreleri üzerinde selektif olarak etki ettiği ve bu etkinin adriamycinden 10 000 kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. 43 RRaabbddoossiiaa rruubbeesscceennss ((IIssooddoonn rruubbeesscceennss)):: Özellikle özafagus kanserinde etkili olabileceği şeklinde yayınlar olan bir Çin bitkisidir. Bu bitkinin anti kanser etkisi birçok çalışmada gösterilmiştir. 44,45 ZZeerrddeeççaall ((TTuurrmmeerriicc,, CCuurrccuummaa lloonnggaa,, CCuurrccuummaa ddoo-mmeessttiiccaa))::

Antioksidan

aktivitesi olan zerdeçalın anti- kanser etkisi olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. HHuuşş aağğaaccıı ((WWhhiittee BBiirrcchh,, BBeettuullaa ppeenndduullaa)):: Huş ağacının kabukları, yaprakları ve sürgünleri geleneksel olarak çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Son yıllarda

yapılan çalışmalarda antikanser etkisi olduğu gösterilmiştir. 49-51 BİYOLOJİK TEMELLİ ÜRÜNLER LLaakkttooffeerrrriinn:: Laktoferrin bir demir bağlayıcı proteindir, ağız sütünde (kolostrum) bol miktarda bulunur ve yenidoğanın

enfeksiyonlara karşı ilk immünolojik savunmasını sağlar. Laktoferrin DNA üzerinde etki ederek immün cevabı başlatacak özel strandların aktivasyonunu sağladığı ve enfeksiyon ajanına karşı olduğu gibi birçok maligniteye karşı da etkili olduğu bildirilmiştir. ZİHİN, BEDEN VE RUHSAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ Bu başlık altında aşağıda değindiğimiz tedavi yöntemleri dışında Amerika veya Avrupa’da uygulanan birçok farklı tedavi yaklaşımları da vardır, fakat sınırlı sayfa sayısı nedeniyle, ülkemizde en çok bilinen tedavi yöntemlerine yer verilmiştir.

AArroommaatteerraappii:: PubMed’de “aromatherapy” ve “cancer” yazılarak yapılan aramada, bu anahtar kelimeleri ihtiva eden 82 yayın olduğu görüldü. Bu yayınların sadece 13 tanesi 2000 yılından sonra yapılmıştır. Bu yayınlar arasında aromaterapinin kanser tedavisinde veya profilaksisinde etkili olduğunu destekleyen bilimsel bir kanıt yoktur. Fakat bazı çalışmalarda aromaterapi ve aromaterapi masajının kısa dönemde kanser hastalarında anksiyete, depresyon, gerilim ve ağrıları azalttığı, hastanın immün sistemi

üzerinde olumlu etkisi olduğu gösteril- Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 31 52,53 46-48 31 M emet IŞIK ve ark. KANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP miştir. Fakat bazı çalışmalarda bu kısa süreli olumlu etkilerde aromaterapiden kaynaklanmıyor olabileceği ihtimali bildirilmiştir. 54-58 5 9 AAyyuurrvveeddaa:: Geleneksel Hint sağlık bilimi olarak kabul edebileceğimiz ayurveda kendine özgün temelleri olan bir sağlık sistemidir. Ayurvedik tıpta tedavi aracı olarak genellikle bitkiler veya diğer doğal ürünler kullanılır. Kullanılan bitkilerin birçoğunun sitotoksik etkisi olduğu yapılan kontrollü çalışmalarda da gösterilmiş olmasına rağmen Amerikan Kanser Birliği ayurvedanın bilimsel olarak kanser tedavisinde etkili olduğu sonucuna ulaşamadıkları, fakat kullanılan bazı ürünlerin potansiyel terapötik etkisi olabileceğini bildirmiştir. 1,60-62 BBiiyyooeenneerrjjii:: Tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olan ve psikoterapi, gevşeme, biofeedback ve kas gerginliğini azaltmak için kullanılabilen hafif dokunma (touch therapy) tedavisi gibi teknikleri kapsayan biyoenerji, biyologların

hücresel enerji anlamında kullandıkları biyoenerji ile karıştırılmamalıdır. Her ne kadar Amerikan Kanser Birliği bilimsel kanıtların biyoenerjinin kanser

tedavisinde etkili olduğunu göstermediğini bildirse de bazı kanserli hastalar biyoenerjinin kendilerini rahatlattığını bildirmişlerdir. Ayrıca biofeedback ve gevşeme teknikleri öğretilen hastalarda kanser kemoterapisinin bazı yan etkilerinin azaldığı da gösterilmiştir. 1 SSpprriittüüeell ŞŞiiffaa ((MMaanneevviiyyaatt vvee DDuuaa)):: Spiratuel şifa (faith healing) ilahi bir güçle kuvvetli irtibatı olan bazı mübarek insanların veya kutsal yerlerin hastaların iyileşmesi üzerinde etkili olduğu şeklindeki inançtan köken almaktadır. Her ne kadar spritüel şifa vericilerin kanserli hastalar üzerinde stresi azaltma, zihinlerini yatıştırma, anksiyetelerini hafifletme, ağrılarını azaltma ve yaşam arzularını artırma gibi olumlu etkileri olabilse de kanseri iyileştirme konusunda olumlu etkileri olduğunu bilimsel verilerle desteklememektedir. Yapılan bilimsel çalışmalarda maneviyatın ve bir yaratıcı veya ilahi bir güce dua etmenin kanserli insanların yaşam kalitesi üzerinde önemli etkilerinin olduğunu göstermiştir, fakat kanseri iyileştireceğine dair her hangi bir kanıta ulaşılamamıştır. 1,64 1,65-67 HHoolliissttaakk TTııpp ((BBüüttüünnccüüll TTııpp)):: Holistik tıp vücudun fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal komponentlerinin kişinin genel sağlığı ve iyilik hali üzerinde nasıl etkili olduğuna

odaklanır. Vücudun bir kısmının veya zihnin düzgün işlev göstermediğinde kişinin bütün fonksiyonlarını etkilediğine inanılır. Holistik tıp kişinin tamamına odaklanır, sadece bir hastalığa veya bir organın düzgün çalışmadığına odaklanmaz. Elimizdeki veriler holistik yaklaşımın, konvansiyonel tıp yöntemleri ile birlikte kullanılmadığında kanser tedavisi veya profilaksisi üzerinde 1,68 63 bir olumlu bir etkisinin olduğunu desteklememektedir. Fakat, daha önce de belirttiğimiz gibi; bütüncül tıp uygulamaları kapsamında değerlendirilebilecek sağlıklı beslenme, fiziksel olarak aktif olma, sigara kullanmama ve stres yönetiminde bilinçli olma gibi sağlıklı hayat tarzı değişikliklerinin çeşitli kanserlerin önlenmesinde ve rekürensinde etkili olabileceği bilinmektedir. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 32 2,3,9 HHiippnnoozz:: Hipnoz, Amerikan Ulusal Sağlık Teşkilatı (NIH) tarafından araştırılan ve muhtemel faydaları olabileceği kanaatine varılan birkaç relaksasyon tekniğinden biridir. Hipnozun, standart tıbbi bakımla birlikte kullanıldığında kronik ağrıyı azaltabileceği kanısına varılmıştır. Ayrıca hipnoz kanser dolayısı ile duyulan korku ve anksiyeteyi azaltabileceği de gösterilmiştir. Fakat elimizdeki bilimsel kanıtlar hipnozun kanser gelişimi ve progresi üzerinde etkili olabileceğini desteklememektedir. MMeeddiittaassyyoonn:: Meditasyon, Amerikan Ulusal Sağlık Teşkilatı (NIH) tarafından araştırılan ve muhtemel faydaları olabileceği kanaatine varılan birkaç relaksasyon tekniğinden biridir. Meditasyonun kronik ağrı ve uyku problemleri

üzerinde etkili olabileceği bulunmuştur. Amerika’da bazı kanser tedavi merkezlerinde standart kanser tedavileri ile birlikte uygulanmaktadır. Fakat elimizde bilimsel veriler meditasyonun kanserin gelişimi ve ilerlemesi üzerinde herhangi bir etkisi olduğunu desteklememektedir. Kanserli hastaların yaşam kalitelerini artırmakta kullanılabilir. 1,70 YYooggaa:: Yoga, belli pozisyonda durma, nefes egzersizleri ve meditasyonu kapsayan bir tür aerobik olmayan egzersizdir. Yoganın kanser ağrılarını azalttığı ve hastayı rahatlattığına dair yayınlar vardır, fakat kanser üzerinde bir etkisi olduğuna dair kanıt yoktur. 1,69,71,72 PPssiikkootteerraappii:: Hekimin hastayı etkilemek için kullandığı söz veya davranışa dayalı psikolojik yöntemlerin bütününe psikoterapi denir. Psikoterapide amaç insanların düşünme, algılama ve davranış şekillerini değiştirmektir. Bilimsel araştırmalar psikoterapinin kanser hastalarının

yaşam kalitesini; anksiyetelerini azaltarak ve eğer hastada depresyon gelişmiş ise, depresyon üzerinde olumlu etkiler yaparak yükseltebileceğini ve kanser ile baş etmede hastalara yardımcı olabileceğini göstermektedir. Fakat psikoterapinin kanserli hastaların yaşam süre uzattığına dair elimizde bilimsel bir veri yoktur. 73 MANUEL, FİZİKSEL DOKUNMA VE ENERJİ TEDAVİLERİ Bu bölümde daha çok Asya ülkelerinden köken alan akupresör (acuppressure), şiatsu (shiatsu), masaj ve Feldenkrais

Metodu veya Alexander Tekniği de denilen 1,69 1,74,75 1 K ANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP Memet IŞIK ve ark. vücut üzerinde yapılan uygulamalara (bodywork), şiropraktis (chiropractic) ve kanser tedavisi için vücut üzerine uygulanan çeşitli merhemlere değinilecektir.

AAkkuupprreessssöörr:: Geleneksel Çin tedavi yöntemlerinden birisi olan akupunktur prensipleri doğrultusunda vücut üzerinki akupunktur noktalarına iğne batırarak değil de parmaklar veya diğer vücut kısımları ile basınç uygulama suretiyle uygulanmaktadır. AAkkuupprreessssöörr uygulamalarında, vücutta bozulan enerji akışını düzenlemek ve dengelemek için germe hareketleri ve masajda kullanılabilir. ŞŞiiaattssuu,, Japoncada “parmakla yapılan basınç” anlamındadır. Şiatsuda amaç qi denilen hayat enerjisi akışını dengeleyerek

vücudun kendi kendini iyileştirme potansiyelini artırmak, genel sağlık durumunu iyileştirmektir. Elimizdeki bilimsel verileri bu tür tedavilerin kanser tedavisinde etkili olabileceklerini desteklememektedir, fakat bazı hastalarda yaşam kalitesini artırmak için kullanılabilir. Akupressörün kemoterapi nedeniyle oluşan bulantının giderilmesinde etkili olabileceğini gösteren çalışmalar vardır. 1 76-78 AAkkuuppuunnkkttuurr:: Akupunktur Geleneksel Çin Tıbbında kullanılan başlıca yöntemlerden biridir. Çok ince ve farklı uzunluktaki iğnelerin vücut üzerindeki belirli enerji

noktalarına batırılarak enerji dolaşımını düzenlemek

prensibine dayanır. Elimizdeki bilimsel veriler akupunkturun kanser tedavisinde etkili olabileceğini desteklememektedir, fakat akupunkturun kemoterapi sonrasında olabilecek bulantının tedavisinde etkili olabileceği bildirilmiştir. Ayrıca kanser ağrılarının hafifletilmesinde

akupunktur faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar olmasına rağmen aksini iddia eden yayınlar da vardır. 79-82 1,77,79 Kansere bağlı gelişen yorgunluğun tedavisinde akupunkturun olumlu etkisi gösterilememiştir. 83 BBooddyywwoorrkk:: Bodywork diye ifade edilen teknikler vücuda dokunarak, el ile vücut üzerinde çalışarak (manipulation) yapılan terapötik yaklaşımları kapsar. Feldenkrais

Metodu veya Alexander Tekniği de denilen vücut üzerinde yapılan uygulamalara (bodywork) ve şi-

  1. American Cancer Society. American Cancer Society complete guide to complementary & alternative cancer therapies. 2 nd ed. Atlanta, Ga.: American Cancer Society; 2009. p.890.
  2. Ballard-Barbash R, Friedenreich CM, Cour- neya KS, Siddiqi SM, McTiernan A, Alfano CM. Physical activity, biomarkers, and disease outcomes in cancer survivors: a systematic re- ropraktis (chiropractic) bu gruba giren tedavi yaklaşımlarıdır.

Elimizdeki bilimsel veriler bu tür tedavilerin kanser tedavisinde etkili olabileceğini desteklememektedir, fakat hastaların yaşam kalitesini artırabilir. DİĞER YÖNTEMLER KKaannsseerr MMeerrhheemmlleerrii:: Özellikle cilt kanserlerinin tedavisinde kullanılan ve çok farklı formüllerle oluşturulan

kanser merhemleri, kanserli dokunun üzerine sarılarak uygulanmaktadır. Bu merhemler dâhili tümörler için de; organın bulunduğu bölge üzerine uygulanarak

kullanılabilmektedir. Bazen 10’dan fazla farklı madde karıştırılarak yapılmaktadır. Karışımın içinde genellikle zeytinyağı, balmumu, çam katranı, kan otu, dimetil sulfoksid, kuş otu, karakafes otu, çeşitli mantarlar, bitkiler, yağlar ve kimyasallar

karıştırılarak hazırlanır. Elimizdeki bilimsel verilerin bu tür merhemlerin kanser tedavisinde etkili olabileceğini desteklememektedir, hatta cilt üzerinde yaralara, yanıklara ve kalıcı sakatlıklara sebep olabilecekleri konusunda da yayınlar mevcuttur. 1,84 IIssıı tteeddaavviissii ((HHeeaatt tthheerraappyy)):: Hipertermi ve termoterapi

olarak da bilinmektedir. Isı tedavisinde vücudun belli bir veya tamamını ısıya maruz bırakmak şeklinde uygulanmaktadır. Ayrıca 2-4-dinitrofenol gibi kimyasalların enjeksiyonu ile de yapılabilmektedir. Alternatif tedavi metodu olarak kullanılan ısı tedavisi konvansiyonel tedavilerde, klinik ortamda yapılan ısı tedavisinden farklıdır. Bölgesel ısı tedavisi bazı kanser türlerinin tedavisinde, konvansiyonel tedavi metotlarıyla da araştırılmaktadır. Sadece ısı tedavisi şeklinde uygulanabileceği gibi, radyasyon veya kemoterapi ile

birlikte uygulanabilmektedir. Etkinliği klinik olarak gösterilememiş 2-4dinitrofenol

gibi maddelerin lokal injeksiyonu ile intrasellüler hipertermi oluşturarak kanserli hücreleri öldürme amaçlayan yapılan tedavi girişimleri ölümlere bile sebep olmuştur. Elimizde bilimsel veriler bu tedavinin

kanser tedavisinde etkili olduğunu desteklememektedir. KAYNAKLAR view. J Natl Cancer Inst 2012;104(11):815-40.

  1. Demark-Wahnefried W, Price DT, Polascik TJ, Robertson CN, Anderson EE, Paulson DF, et al. Pilot study of dietary fat restriction and flaxseed supplementation in men with prostate cancer before surgery: exploring the effects on hormonal levels, prostate-specific antigen, and histopathologic features. Urology 2001;58(1):47-52. 1 85
  2. Heidemann C, Boeing H, Pischon T, Nöthlings U, Joost HG, Schulze MB. Association of a diabetes

risk score with risk of myocardial infarction, stroke, specific types of cancer, and mortality: a prospective study in the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition (EPIC)-Potsdam cohort. Eur J Epidemiol 2009;24(6):281-8. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 33 1 33 M emet IŞIK ve ark. KANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP

  1. Katz DL. Disease-proof: the remarkable truth about what makes us well. New York: Penquin Group;
  2. Ornish D, Magbanua MJ, Weidner G, Weinberg V, Kemp C, Green C, et al. Changes in prostate gene expression in men undergoing an intensive nutrition and lifestyle intervention. Proc Natl Acad Sci U S A 2008;105(24):836974.
  3. de Mello VD, Kolehmainen M, Pulkkinen L, Schwab U, Mager U, Laaksonen DE, et al. Downregulation of genes involved in NFkappaB activation in peripheral blood mononuclear cells after weight loss is associated with the improvement of insulin sensitivity in individuals with the metabolic syndrome: the GENOBIN study. Diabetologia 2008;51(11):2060-7.
  4. Kolehmainen M, Salopuro T, Schwab US, Kekalainen J, Kallio P, Laaksonen DE, et al. Weight reduction modulates expression of genes involved in extracellular matrix and cell death: the GENOBIN study. Int J Obes (Lond) 2008;32(2):292-303.
  5. Davies NJ, Batehup L, Thomas R. The role of diet and physical activity in breast, colorectal, and prostate cancer survivorship: a review of the literature. Br J Cancer 2011;105 Suppl 1:S52-73.
  6. Mann J. Natural products in cancer chemotherapy: past, present and future. Nat Rev Cancer 2002;2(2):143-8.
  7. Zubrod CG. Origins and development of chemotherapy research at the National Cancer Institute. Cancer Treat Rep 1984;68(1):919.
  8. Fahy J. Modifications in the "upper" velbenamine part of the Vinca alkaloids have major implications

for tubulin interacting activities. Curr Pharm Des 2001;7(13):1181-97.

  1. Goodman J, Walsh V. The Story of Taxol. Cambridge, UK: Cambridge Univ. Press;
  2. Tansey EM. The Story of Taxol: Nature and Politics in the Pursuit of An Anti-Cancer Drug (review). Perspect Biol Med 2003;46(2):3057.
  3. Aisa Y, Miyakawa Y, Nakazato T, Shibata H, Saito K, Ikeda Y, et al. Fucoidan induces apoptosis of human HS-sultan cells accompanied by activation of caspase-3 and downregulation

of ERK pathways. Am J Hematol 2005;78(1):7-14.

  1. Le Tallec LP, Korwin-Zmijowska C, Adolphe M. Limitations of alginate gels as a culture model for the study of the effects of UVA radiation

on human dermal fibroblasts. Cell Biol Toxicol 1997;13(2):95-102.

  1. Maruyama H, Tamauchi H, Hashimoto M, Nakano T. Antitumor activity and immune response

of Mekabu fucoidan extracted from Sporophyll of Undaria pinnatifida. In Vivo 2003;17(3):245-9.

  1. Chertkov KS, Davydova SA, Nesterova TA, Zviagintseva TN, Eliakova LA. [Efficiency of polysaccharide translam for early treatment of acute radiation illness]. Radiats Biol Radioecol 1999;39(5):572-7.
  2. Csanaky G, Vass JA, Ocsovszki I, Milosevits J, Szomor A, Schmelczer M. Changes in adhesion molecule expression and function in Bcell

chronic lymphocytic leukaemia after in vitro interferon-alpha stimulation. Eur J Haematol 1995;54(1):27-33.

  1. Chen XR, Lu R, Dan HX, Liao G, Zhou M, Li XY, et al. Honokiol: a promising small molecular weight natural agent for the growth inhibition of oral squamous cell carcinoma cells. Int J Oral Sci 2011;3(1):34-42.
  2. Shigemura K, Arbiser JL, Sun SY, Zayzafoon M, Johnstone PA, Fujisawa M, et al. Honokiol, a natural plant product, inhibits the bone metastatic growth of human prostate cancer cells. Cancer 2007;109(7):1279-89.
  3. Ishitsuka K, Hideshima T, Hamasaki M, Raje N, Kumar S, Hideshima H, et al. Honokiol overcomes conventional drug resistance in human multiple myeloma by induction of caspase-dependent and -independent apoptosis. Blood 2005;106(5):1794-800.
  4. Battle TE, Arbiser J, Frank DA. The natural product honokiol induces caspase-dependent apoptosis in B-cell chronic lymphocytic leukemia (B-CLL) cells. Blood 2005;106(2):690-7.
  5. Bai X, Cerimele F, Ushio-Fukai M, Waqas M, Campbell PM, Govindarajan B, et al. Honokiol, a small molecular weight natural product, inhibits angiogenesis in vitro and tumor growth in vivo. J Biol Chem 2003;278(37):35501-7.
  6. Kitade H. 33rd Congress of the European Society for Surgical Research1998. p.
  7. Team HSIR. Today's Greatest Alternative Medicines. Baltimore, USA: Health Sciences Institure Research Team; 2011.
  8. Ghoneum M, Wimbley M, Salem F, McKlain A, Attallah N, Gill G. Immunomodulatory and anticancer effects of active hemicellulose compound (AHCC). Int J Immunotherapy 1995;11(1):23-8.
  9. Nangia-Makker P1, Hogan V, Honjo Y, Baccarini S, Tait L, Bresalier R, et al. Inhibition of human

cancer cell growth and metastasis in nude mice by oral intake of modified citrus pectin. J Natl Cancer Inst 2002;94(24):1854-62.

  1. Pienta KJ, Naik H, Akhtar A, Yamazaki K, Replogle

TS, Lehr J, et al. Inhibition of spontaneous

metastasis in a rat prostate cancer model by oral administration of modified citrus pectin. J Natl Cancer Inst 1995;87(5):348-53.

  1. Jakab F, Shoenfeld Y, Balogh A, Nichelatti M, Hoffmann A, Kahán Z, et al. A medical nutriment has supportive value in the treatment of colorectal

cancer. Br J Cancer 2003;89(3): 465-9.

  1. McCulloch M, See C, Shu XJ, Broffman M, Kramer A, Fan WY, et al. Astragalus-based Chinese herbs and platinum-based chemotherapy for advanced non-small-cell lung cancer: meta-analysis of randomized trials. J Clin Oncol 2006;24(3):419-30.
  2. Cui R1, He J, Wang B, Zhang F, Chen G, Yin S, et al. Suppressive effect of Astragalus membranaceus Bunge on chemical hepatocarcinogenesis

in rats. Cancer Chemother Pharmacol 2003;51(1):75-80.

  1. Lau BH, Ruckle HC, Botolazzo T, Lui PD. Chinese medicinal herbs inhibit growth of murine renal

cell carcinoma. Cancer Biother 1994;9 (2):153-61.

  1. Baliga MS, Meleth S, Katiyar SK. Growth inhibitory

and antimetastatic effect of green tea polyphenols on metastasis-specific mouse mammary carcinoma 4T1 cells in vitro and in vivo systems. Clin Cancer Res 2005;11(5):1918-27.

  1. Gao YT, McLaughlin JK, Blot WJ, Ji BT, Dai Q, Fraumeni JF Jr. Reduced risk of esophageal cancer associated with green tea consumption. J Natl Cancer Inst 1994;86(11):855-8.
  2. Jatoi A, Ellison N, Burch PA, Sloan JA, Dakhil SR, Novotny P, et al. A phase II trial of green tea in the treatment of patients with androgen independent metastatic prostate carcinoma. Cancer 2003;97(6):1442-6.
  3. Sun CL, Yuan JM, Koh WP, Yu MC. Green tea, black tea and breast cancer risk: a metaanalysis

of epidemiological studies. Carcinogenesis 2006;27(7):1310-5.

  1. Singh RP, Mallikarjuna GU, Sharma G, Dhanalakshmi S, Tyagi AK, Chan DC, et al. Oral silibinin inhibits lung tumor growth in athymic nude mice and forms a novel chemocombination with doxorubicin targeting nuclear factor

kappaB-mediated inducible chemoresistance. Clin Cancer Res 2004;10(24):8641-7.

  1. Akhtar R, Ali M, Mahmood S, Nath Sanyal S. Anti-proliferative action of silibinin on human colon adenomatous cancer ht-29 cells. Nutr Hosp 2014;29(n02):388-392.
  2. Cufí S, Bonavia R, Vazquez-Martin A, Coromi- nas-Faja B, Oliveras-Ferraros C, Cuyàs E, et al. Silibinin meglumine, a water-soluble form of milk thistle silymarin, is an orally active anticancer

agent that impedes the epithelial-tomesenchymal

transition (EMT) in EGFRmutant

non-small-cell lung carcinoma cells. Food Chem Toxicol 2013;60:360-8.

  1. Ebrahimnezhad Z1, Zarghami N, Keyhani M, Amirsaadat S, Akbarzadeh A, Rahmati M, et al. Inhibition of hTERT Gene Expression by Silibinin-Loaded PLGA-PEG-Fe3O4 in T47D Breast Cancer Cell Line. Bioimpacts 2013;3(2):67-74.
  2. Anderson PM, Meyers DE, Hasz DE, Covalcuic K, Saltzman D, Khanna C, et al. In vitro and

in vivo cytotoxicity of an anti-osteosarcoma immunotoxin containing pokeweed antiviral protein. Cancer Res 1995;55(6):1321-7. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 34 K ANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP Memet IŞIK ve ark.

  1. Rieser MJ, Gu ZM, Fang XP, Zeng L, Wood KV, McLaughlin JL. Five novel mono-tetrahydrofuran

ring acetogenins from the seeds of Annona muricata. J Nat Prod 1996;59(2):1008.

  1. Hsieh TC, Wijeratne EK, Liang JY, Gunatilaka AL, Wu JM. Differential control of growth, cell cycle progression, and expression of NF-kappaB

in human breast cancer cells MCF-7, MCF-10A, and MDA-MB-231 by ponicidin and oridonin, diterpenoids from the chinese herb Rabdosia rubescens. Biochem Biophys Res Commun 2005;337(1):224-31.

  1. Chen S, Gao J, Halicka HD, Huang X, Traganos F, Darzynkiewicz Z. The cytostatic and cytotoxic effects of oridonin (Rubescenin), a diterpenoid from Rabdosia rubescens, on tumor cells of different lineage. Int J Oncol 2005;26(3):579-88.
  2. Kim JH, Gupta SC, Park B, Yadav VR, Aggarwal BB. Turmeric (Curcuma longa) inhibits inflammatory nuclear factor (NF)-κB and NFκB-regulated

gene products and induces death receptors leading to suppressed proliferation, induced chemosensitization, and suppressed

osteoclastogenesis. Mol Nutr Food Res 2012;56(3):454-65.

  1. Aggarwal BB, Yuan W, Li S, Gupta SC. Curcumin-free turmeric exhibits anti-inflammatory and anticancer activities: Identification of novel components

of turmeric. Mol Nutr Food Res 2013;57(9):1529-42.

  1. Lin YG, Kunnumakkara AB, Nair A, Merritt WM, Han LY, Armaiz-Pena GN, et al. Curcumin inhibits tumor growth and angiogenesis in ovarian carcinoma by targeting the nuclear factor-kappaB

pathway. Clin Cancer Res 2007;13(11):3423-30.

  1. Shin JA, Choi ES, Jung JY, Cho NP, Cho SD. Betulinic Acid, a Naturally Occurring Triterpene found in the Bark of the White Birch Tree induces

Apoptotic Cell Death in KB Cervical Cancer Cells through Specificity Protein 1 and its Downstream. Journal of Food Hygiene and Safety 2011;26(2):150-3.

  1. Zhang TC, Xu W, Wang N, Luo X, Wang J, Hu X. Studying on Extraction of Betulin from the White Birch and Synthesis of Betulinic Acid. Proceedings of the 2012 International Conference on Applied Biotechnology (ICAB 2012); Springer.

Lecture Notes in Electrical Engineering; 2014. p.1541-9.

  1. Chintharlapalli S, Papineni S, Ramaiah SK, Safe S. Betulinic acid inhibits prostate cancer growth through inhibition of specificity protein transcription factors. Cancer Res 2007;67(6): 2816-23.
  2. Steijns JM, van Hooijdonk AC. Occurrence, structure, biochemical properties and technological characteristics of lactoferrin. Br J Nutr 2000;84 Suppl 1:S11-7.
  3. Bezault J, Bhimani R, Wiprovnick J, Furmanski P. Human lactoferrin inhibits growth of solid tumors

and development of experimental metastases in mice. Cancer Res 1994;54(9): 2310-2.

  1. Khiewkhern S, Promthet S, Sukprasert A, Eunhpinitpong W, Bradshaw P. Effectiveness of aromatherapy with light thai massage for cellular immunity improvement in colorectal cancer patients receiving chemotherapy. Asian Pac J Cancer Prev 2013;14(6):3903-7.
  2. Raak C, Büssing A, Gassmann G, Boehm K, Ostermann T. A systematic review and metaanalysis on the use of Hypericum perforatum (St. John's Wort) for pain conditions in dental practice. Homeopathy 2012;101(4):204-10.
  3. Boehm K, Büssing A, Ostermann T. Aromatherapy as an adjuvant treatment in cancer care--a descriptive systematic review. Afr J Tradit Complement Altern Med 2012;9(4):503-18.
  4. Imanishi J, Kuriyama H, Shigemori I, Watanabe S, Aihara Y, Kita M, et al. Anxiolytic effect of

aromatherapy massage in patients with breast cancer. Evid Based Complement Alternat Med 2009;6(1):123-8.

  1. Kuriyama H, Watanabe S, Nakaya T, Shigemori I, Kita M, Yoshida N, et al. Immunological and

Psychological Benefits of Aromatherapy Massage. Evid Based Complement Alternat Med 2005;2(2):179-84.

  1. Fellowes D, Barnes K, Wilkinson SS. WITHDRAWN:

Aromatherapy and massage for symptom relief in patients with cancer. Cochrane Database Syst Rev 2008;(4): CD002287.

  1. Smit HF1, Woerdenbag HJ, Singh RH, Meulenbeld

GJ, Labadie RP, Zwaving JH. Ayurvedic herbal drugs with possible cytostatic activity. J Ethnopharmacol 1995;47(2):75-84.

  1. Singh RH. An assessment of the ayurvedic concept of cancer and a new paradigm of anticancer treatment in Ayurveda. J Altern Complement Med 2002;8(5):609-14.
  2. Cravotto G, Boffa L, Genzini L, Garella D. Phy- totherapeutics: an evaluation of the potential of 1000 plants. J Clin Pharm Ther 2010;35(1): 11-48.
  3. Burish TG, Jenkins RA. Effectiveness of biofeedback and relaxation training in reducing the side effects of cancer chemotherapy. Health Psychol 1992;11(1):17-23.
  4. US Congress, Office of Technology Assessment.

Unconventional cancer treatments: OTA-405. Washington, DC: US Goverment Printing Office; 1990.

  1. Breitbart W. Spirituality and meaning in supportive

care: spirituality- and meaning-centered

group psychotherapy interventions in advanced cancer. Support Care Cancer 2002;10(4):272-80.

  1. Chao CS, Chen CH, Yen M. The essence of spirituality of terminally ill patients. J Nurs Res 2002;10(4):237-45.
  2. Paiva CE, Paiva BS, Yennurajalingam S, Hui D. The Impact of Religiosity and Individual Prayer Activities on Advanced Cancer Patients' Health: Is There Any Difference in Function

of Whether or Not Receiving Palliative Anti-neoplastic Therapy? J Relig Health 2013 Aug 30. [Epub ahead of print].

  1. Holistic medicine.2013, http://www.cancer.org/ treatment/treatmentsandsideeffects/complementaryandalternativemedicine/mindbodyand spirit/holistic-medicine
  2. National Institutes of Health. Alternative Medicine: Expanding Medical Horizons: A Report to the national Institutes of Health on alternative

Medical Systems and Practices in the United States. Washington, DC: Us Government printing Office; 1994.

  1. Massion AO, Teas J, Hebert JR, Wertheimer MD, Kabat-Zinn J. Meditation, melatonin and breast/prostate cancer: hypothesis and preliminary data. Med Hypotheses 1995;44(1):39-46.
  2. Bower JE, Woolery A, Sternlieb B, Garet D. Yoga for cancer patients and survivors. Cancer Control 2005;12(3):165-71.
  3. Moadel AB, Shah C, Wylie-Rosett J, Harris MS, Patel SR, Hall CB, et al. Randomized controlled trial of yoga among a multiethnic sample of breast cancer patients: effects on quality of life. J Clin Oncol 2007;25(28):438795.
  4. Psikoterapi. Türk Dil Kurumu. http://tdk.gov.tr/ index.php?option=com_gts&arama=gts&guid =TDK.GTS.52b5f3574c3502.78079578. Erişim tarihi: 21.12.2013
  5. Spiegel D, Butler LD, Giese-Davis J, Koopman

C, Miller E, DiMiceli S, et al. Effects of supportive-expressive group therapy on survival of patients with metastatic breast cancer: a

randomized prospective trial. Cancer 2007;110(5):1130-8.

  1. Marchioro G, Azzarello G, Checchin F, Perale M, Segati R, Sampognaro E, et al. The impact of a psychological intervention on quality of life in non-metastatic breast cancer. Eur J Cancer 1996;32A(9):1612-5.
  2. Dibble SL, Chapman J, Mack KA, Shih AS. Acupressure for nausea: results of a pilot study. Oncol Nurs Forum 2000;27(1):41-7.
  3. Ezzo JM, Richardson MA, Vickers A, Allen C, Dibble SL, Issell BF, et al. Acupuncture-point stimulation for chemotherapy-induced nausea or vomiting. Cochrane Database Syst Rev 2006;(2):CD002285.
  4. Shin YH, Kim TI, Shin MS, Juon HS. Effect of acupressure on nausea and vomiting during chemotherapy cycle for Korean postoperative stomach cancer patients. Cancer Nurs 2004;27(4):267-74. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 35 35 M emet IŞIK ve ark. KANSER TEDAVİSİNDE TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP
  5. Garcia MK, McQuade J, Haddad R, Patel S, Lee R, Yang P, et al. Systematic review of acupuncture in cancer care: a synthesis of the evidence. J Clin Oncol 2013;31(7):952-60.
  6. Vinjamury SP, Li JT, Hsiao E, Huang C, Hawk C, Miller J, et al. Effects of acupuncture for cancer pain and quality of life - a case series. Chin Med 2013;8(1):15.
  7. Garcia MK, Driver L, Haddad R, Lee R, Palmer JL, Wei Q, et al. Acupuncture for treatment of uncontrolled pain in cancer patients: a pragmatic pilot study. Integr Cancer Ther 2014;13(2):133-40.
  8. Paley CA, Johnson MI, Tashani OA, Bagnall AM. Acupuncture for cancer pain in adults. Cochrane Database Syst Rev 2011;(1): CD007753.
  9. Posadzki P, Moon TW, Choi TY, Park TY, Lee MS, Ernst E. Acupuncture for cancer-related fatigue: a systematic review of randomized clinical trials. Support Care Cancer 2013;21(7): 2067-73.
  10. Osswald SS, Elston DM, Farley MF, Alberti JG, Cordero SC, Kalasinsky VF. Self-treatment of a basal cell carcinoma with "black and yellow

salve". J Am Acad Dermatol 2005;53 (3):509-11.

  1. Barrett, S. Stay Away from Nicholas Bachynsky

and Intra-Cellular Hyperthermia (ICHT). Quackwatch Web site. http://www.quackwatch.org/01QuackeryRelatedTopics/Cancer/icht.html. Ulaşım 22.12.2013. Turkiye Klinikleri J Fam Med-Special Topics 2014;5(2) 36

Daha fazla

Graviola Works 20 Temmuz 2016

Graviola works

Graviola Nasıl: Sen makale Gözat Graviola Bilinmesi Gerekenler: You Graviola Bilmeniz Gerekenler: You Bilmeniz Gerekenler

Graviola yaygın olarak yetiştirilen ve tüketilen bir bitki Portekizce adıdır Latin Amerika. İspanyolca konuşan ülkelerde meyve Guanábana denir. Bunun için ortak adları, muhallebi elma, cherimoya ve Brezilyalı pençe pençe soursop bulunmaktadır. Ne olursa olsun isim olarak, bu tropikal dökmeyen ağaç beyaz eti, birçok büyük tohum ve son derece tatlı, hafif asitli lezzet ile bir meyve üretir. O yemek zor olduğundan, hamuru yaygın suyu içine yapılır. Aslında, yerel bakkal muhtemelen popüler Guanábana nektar satıyor

meyve, aynı zamanda bu bitkinin diğer kısımları sadece -. Yapraklar, kök, kabuk, kökler ve tohumlar - uzun bir geçmişi var Amerika'da tıbbi kullanım. Graviola enfeksiyonları, ateş, sindirim sorunları ve yüksek tansiyon [: Cassileth kaynak] için doğal bir çare olarak kullanılır. Araştırmacılar Andes, Amazon ve Karayip [kaynağı: Taylor] yerli insanlar arasında birçok diğer geleneksel kullanımları belgeledi.

Son zamanlarda, bilim adamları graviola yaprakları biyoaktif kimyasalların potansiyelini keşfetmek başladı, sapları ve tohumlar, annonaceous asetogeninler çağırdı. Bu asetogeninler güçlü anti-tümör ve anti-kanser özelliklerine sahip olduğu görülmektedir. Bazı test tüpü çalışmaları graviola bileşikleri sağlıklı hücreler karışmadan, hedef ve kanser hücrelerini, hatta ilaca dirençli olanları öldürmek mümkün olabilir sonucuna varmışlardır. Alternatif tıp ağları aracılığıyla ve internette dolaşan bu sonuçlar, önemli bir heyecan ve yutturmaca bir ölçü oluşturduk. Doğal sağlık gurusu Andrew Weil [: Weil kaynak] kullanımı karşı Graviola yapılan iddiaların şüpheci ve tavsiye olanlar arasında yer alıyor. Bu klinik araştırmalar meşru için yapılmaktadır önce yıl sürecek veya graviola savunucuları tarafından yapılan iddiaları çürütmek olabilir. Bu arada, bitki bitkisel pazara ve birçok kanser hastaları onu alıyor.

Bu makale alternatif tıp, onun bilinen kullanımları ve güncel araştırma bu formu ilgili tartışmalara kesmek için çalışacaktır. Graviola Faydaları

Graviola Orta ve Güney Amerika ve Karayip yüzyıllardır doğal ve geleneksel tıp parçası olmuştur yağmur ormanı bitkidir. Bitkinin değişik bölümleri arasında dağıtılır tıbbi özellikleri, son derece geniş bir yelpazeye sahiptir. Meyve veya meyve suyu, ateşi düşürür ishal ve dizanteri karşı ve solucanları ve diğer parazitleri öldürmek iç

Daha fazla

Makaleler » GÜÇLÜ DESTEKLER » Graviola 20 Temmuz 2016

Makaleler » gÜÇlÜ destekler » graviola

GRAVİOLA

Graviola; nemli ortamlarda büyüyen, meyve ve yaprakları çeşitli hastalıklara fayda vermek için Güney Amerika, Brezilya, Peru, Güney Doğu Asya'da yetişen yerel halk ve kızılderililer tarafından yüzyıllardır önemli hastalıklarda kullanılan bir meyvedir.

Günümüzde Güney Amerika'lıların tababetlerine inanan halkının, kanser tedavisi için kemoterapi alanların, tamamlayıcı destek olarak kullandığı bir antioksidan destek haline gelmiştir.

Ayrıca Güney Amerika'da doktorlar Graviola üzerinde çeşitli denemeler yaptılar. Çeşitli hayvanlar üzerinde yaptıkları deneyler oldu. Örneğin Epidermal Büyüme Faktörü -EFGR- kanser hücrelerinin çoğalmasına neden olan bir onkojen reseptörüdür. Graviola meyve özü bu hücrelerin içine aşılandı ve EFGR reseptörünün yavaşladığı tespit edildi. Bir başka denemede; insan göğüs kanseri hücreleri alındı ve petri tabağına kültürlendi. Graviola Meyve özü (GFE) bu hücrelerin içine aşılandı ve EFGR kanser hücreleri genetik ekspresyonunu düşürdüğü tespit edildi.

Başka bir çalışmada; cilt kanserinde fayda verip vermediği fareler üzerinde çalışıldı. Kanser hücreleri, farenin dermis tabakası içine infiltre edildi ve Graviola özü verildi. Sonuç yine kanser hücrelerinin büyümesinin durduğunu ve gerilediğini gösterdi.

Pankreas üzerinde bir çalışma yapıldı. Pankreas kanser hücrelerine invitro çalışma yapıldı. Bu hücrelere Graviola özü verildi ve kanserin yavaşladığı görüldü böylece Graviola bir anti-kanser ajan meyvesi olarak desteklenmiştir.

Graviola serbest radikalleri bloke eder ve anormal hücre büyümesini durdurmak gibi bir özelliğe sahiptir. Kanserli hücrelerin en büyük özelliği hızlı bir şekilde büyümeleri ve çoğalmalarıdır. Bu hızlı çoğalmayı önleyen annonaceous asetogeninler sağlam hücreleri korumaya alarak kanserli hücrelere saldırırlar. Asetogeninler bilhassa kanser tedavisine cevap vermeyen bünyelerde kanserli hücrelere saldırarak büyümelerini durdururlar. İşte yapılan çalışmalarda Graviola'da yüksek oranda asetogeninler bulunduğu saptanmıştır. Bilhassa Graviola içinde bulunan asetogeninlerin; akciğer, kolon, pankreas, yumurtalık, lenfoma ve lösemi kanserlerinde başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Diğer kanser türlerine nasıl ve ne kadar fayda vereceği halen araştırılmaktadır.

Graviola özü; antikanserojen, antiviral, antibakteriyel, antimantar ve antiparazit özelliklere sahiptir. Kan basıncı düzeylerini dengeler, anksiyete ve depresyon hallerini dengelemek gibi özelliklere de sahiptir, sinir sistemini düzene sokarak relaxing bir durum sağlar. Ayrıca uyku hallerini düzenlemeye yardımcı olur.

Daha fazla

Antioksidan nedir? 20 Temmuz 2016

Antioksidan nedir?

Antioksidanların çoğu, meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunur. Bunların birçoğu, soğan ile elmadaki kuersetin ve çaydaki epigallokateşin gibi flavonoidlerdir. Bu antioksidanların sağlık faydaları konusunda pek çok bilimsel çalışma yürütülmektedir. Oksidasyon, DNA’ya, kansere yol açacak şekilde zarar verebilir ve çoklu doymamış yağ asitlerini kalp krizi ve felçlere neden olacak forma dönüştürebilir. Antioksidan tüketiminin arttırılması, kansere ve kalp hastalığına karşı koruyucu bir etki gösterebilmektedir.

Serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarının, yaşlanma sürecinde ve hastalıkların ilerlemesinde merkezi bir rol oynadığı düşünülmektedir. Antioksidanlar, serbest radikal hasarına karşı ilk savunma hattımızdır ve sağlığın korunması açısından kritiktir. Antioksidan ihtiyacı, serbest radikallere maruz kalma oranı arttıkça çok daha kritik hâle gelmektedir. Kirlilik, sigara kullanımı, ilaçlar, hastalık ve stres, serbest radikallere maruz kalma oranını arttırabilmektedir. Oksidatif streste pek çok faktör etkili olduğu için duyarlılığın bireysel olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Hücreleri ve organ sistemlerini reaktif oksijen türlerine karşı korumak için insanlarda son derece ileri ve karmaşık bir antioksidan koruma sistemi gelişmiştir. Bu sistem, serbest radikalleri etkisiz hâle getirmek için karşılıklı ve sinerjik olarak çalışan iç ve dış kaynaklı çeşitli bileşenler içerir. Bu bileşenler arasında askorbik asit (C vitamini), tokoferol ve tokotrienoller (E vitamini), karotenoidler ve düşük molekül ağırlıklı bileşikler (glutatyon ve lioik asit vb.) gibi besin ögesi kaynaklı antioksidanlar da yer almaktadır.

DNA’nın, proteinlerin ve diğer makromoleküllerinoksidatif hasara uğraması, kalp hastalığı ve kanser gibi çeşitli hastalıkların oluşumunu işaret etmektedir. Araştırmalar, antioksidanların kalp hastalığının ve bazı kanser türlerinin önlenmesinde ya da ilerlemesinin yavaşlatılmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

Antioksidanların LDL oksidasyonunu önlediği ve damar sertliğinin ilerlemesini geciktirdiği gösterilmiştir. Bazı çalışmalar; ilave E vitamininin LDL’deki E vitamini düzeyini yükselttiğini, LDL oksidasyonuna karşı direnci arttırdığını ve LDL oksidasyonu oranını azalttığını ortaya koymuştur.

Epidemiyolojik kanıtlar, düşük antioksidan alımı veya kanda düşük antioksidan seviyeleri ile artan kanser riskini ilişkilendirmektedir.Antioksidanların DNA oksidasyonunu ve hücre bölünmesindeki anormal artışları azaltarak kansere karşı koruyucu bir etki gösterdiği düşünülmektedir.

Solunum sistemi, büyük yüzey alanından dolayı serbest radikal hasarının ana hedeflerinden biridir. C ve E vitamini ve beta karoten takviyesi, iyileşen akciğer fonksiyonlarıyla ilişkilendirilmektedir.

Serbest radikallerin rol oynadığı diğer önemli hastalıklar, nörolojik bozuklukları ve kataraktı kapsar. Katarakt oluşumunun, göz merceği proteininde merceğin şeffaflığını yitirmesine neden olan serbest radikal hasarı oluşmasını kapsadığı düşünülmektedir. Bazı kanıtlar, kataraktın ilerlemesinin, baştaE ve C vitamini ile karotenoid olmak üzere düzenli ilave antioksidantüketimiyle yavaşlatılabileceğini göstermektedir.

Daha fazla

 Alternatif Tıbbın Gözdelerinden Rahmet Hazineleri Bitkiler: Fitokimyasallar 20 Temmuz 2016

alternatif tıbbın gözdelerinden rahmet hazineleri bitkiler: fitokimyasallar

Binlerce yıllık bir geçmişi olan alternatif tıp metodlarının en önde gelenlerinden birisi bitkilere müracaata dayanmaktadır. Bitkiler âleminin binlerce türünün herbirinin ayrı bir kimya laboratuvarı olduğunu düşünürsek, yüzyıllardır birçok bitki hakkında yazılıp çizilenlerin boşuna olmadığı anlaşılır. Sağlıklı kalmak için dengeli beslenmek en başta gelen şartlardan biri olduğu ve herkesin de dilinde dolaştığı halde bu görüldüğü kadarıyla kolay bir iş de değildir. Önüne gelen her şeyi yemek, bol kalorili besinlerle beslenmek dengeli beslenmek demek değildir. Dünyaca ünlü Science dergisinin 16.07.1999 tarihli sayısında yer alan bir araştırmaya göre; ABD ve birçok sanayileşmiş toplumda, insanların bol kalorili ve çeşit çeşit nimetlerle beslenmesine rağmen sağlıklı bir hayat için gerekli olan mikrobesinleri (vitaminler, mineraller) almadığı tespit edilmiştir. Dahası, yine iyi beslendiğini zanneden bu toplumlarda insanların, ihtiyaçları olan karbonhidrat, yağ ve proteinleri bile dengeli bir şekilde almadıkları ortaya çıkmıştır.

Sırlı Laboratuvarların Harika Molekülleri Makrobesinler denen karbonhidrat, yağ ve proteinler ile sağlığımız için gerekli olan 13 adet vitamin ve 17 adet mineralin dışında fitokimyasallar denilen, bitki kaynaklı olan tabii bileşiklerin önemi yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Fitokimyasal moleküller (Yunanca phyto=bitki) vitamin ve minerallerin aksine bildiğimiz klasik mânâsıyla besin olarak kabul edilmezler. Yüksük otundan elde edilen dijitalis ve kınakına ağacından elde edilen kinin adlı kimyasallar yüzyıllardır hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bugün ise çok önemli bir husus olarak, fitokimyasalların serbest radikal denen vücudumuzdaki hücrelere saldıran molekülleri zararsız hâle getiren antioksidan özellikte oldukları öğrenilmişdir. Bütün dünyadaki önde gelen ilaç araştırma laboratuvarlarınca, fitokimyasallar, yaşlanmadan kansere kadar hastalıklardan korunmak için güçlü potansiyel ajanlar olarak düşünülmektedir.

1970'li yılların başlarında daha çok meyve ve sebzelerle beslenen kişilerde bazı kanserlerin daha az olduğu tesbit edilmiştir. Buradan yola çıkılarak, fitokimyasalların hastalıklarla yakın bir münasebetinin olduğu anlaşılmıştır. Meselâ; vişne ve lavantada bulunan perilil alkol'ün pankreatik tümörleri, turunçgillerin kabuğunda bulunan limonen'in meme tümörlerini küçülttüğü lâboratuar hayvanları ile yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. 1- Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmaya göre, lahana ve brocoliyi fazla yiyen erkeklerde mesane kanseri daha az görülmektedir. 2- Günde 4-5 kere meyve yiyen, ailesinde meme kanseri olan menopoz öncesi kadınlarda daha az risk olduğu hesaplanmıştır. 3- Amerikan Milîl Kanser Enstitüsü'nün raporuna göre, domates ve domates ürünlerini fazla yiyenlerde bazı kanser türlerine daha az rastlanılmaktadır. 4- Dünya Kanser Araştırma Fonu ve British Medical Journal adlı ilmî dergide çıkan makalelerin verilerine göre, az et ve fazla sebze-meyve ile beslenenlerde; prostat, meme ve barsak kanserlerine yakalanma riski daha azdır.

Fitokimyasallar ve Kalp-Damar Sağlığı Yukarıda saydığımız faydalarına ek olarak fitokimyasallar kalp sağlığı açısından da önemli maddelerdir. Yeni epidemiolojik çalışmalara göre fitokimyasallar yönünden zengin besinlerle beslenenlerde, kalb hastalıklarına daha az rastlanılmaktadır. Amerikan Kalb Birliği (AHA), damar sertliği denen atherosclerosisi önleyen aşağıda zikredilecek olan üç çeşit fitokimyasal madde tanımlamıştır.

Steroller Yağda çözünmüş olarak bulunan steroller, vücutta kolesterol şeklinde bulunurlar ve hücre zarı ile sinir hücreleri için hayatî öneme sahiptir. Hayvan hücrelerinin temel moleküllerinden birisi olan kolesterol, kanda lipoprotein molekülleri olarak dolaşır. Damarların iç yüzüne yapışıp birikerek onları tıkayan kolesterol, atheroskleroz ve felçlere sebep olur. Atheroskleroz, ayrıca yüksek tansiyona da sebep olur. Sağlıklı bir vücudun hücrelerinin ihtiyacı olan kolesterol hayvanî gıdalardan alındığı gibi, barsak ve karaciğer hücrelerince de sentezlenir. Normalde bulunması gereken kolesterol aşırı şekilde sentezlenir veya dışarıdan alınırsa damarların içinde birikmeye ve onları tıkamaya başlar. Bitkilerde bulunan sterollerin (fitosteroller) önemli bir özelliği ise emilim sırasında normal kolesterol ile yarışmalarıdır. Dolayısıyla bitki kaynaklı olan fitosterol alınımı fazla olursa, hayvan kaynaklı fazla kolesterol emilimine ve damar hastalıklarına mâni olunur.

Flavonoidler Meyve, sebze ve bunların tohumlarda bulunan flavonoidler de tansiyonu ve aterosklerozu önleyebilir. Flavonoidlerin bilhassa antioksidan özellikleri olduğu bilinmektedir. Ayrıca thrombositlerin aktivasyonunu yavaşlatarak, pıhtı teşekkülü yoluyla damar tıkanmasını önlerler.

Allıum grubundan sülfür (kükürt) bileşikleri: Bunlar kan kolesterolünü düşürürler. Soğan, sarmısak ve pırasada bol bulunan bu bileşikler, antik çağlardan beri tıp alanında kullanılmaktadır. AHA' ya göre sülfür bileşiklerinin kimyası ve farmakolojik özellikleri açısından daha bilinmeyen birçok yön vardır.

Şişmanlık ve Diyabet (Şeker hastalıkları) Amerikan Millî Sağlık Enstitüsü'ne göre Amerikan halkının çoğu şişmandır. Şişmanlık, kalb-damar hastalıkları ve gençken ortaya çıkan, insülüne bağımlı olmayan tip-II diyabet için bir risk faktörüdür. Diyabetteki hiperglisemi (fazla kan şekeri), körlüğe, böbrek hastalığına, sinir hasarlarına (nöropati), atherosklorosise, tansiyona ve felce yol açabilir.

Amerikan Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi araştırmacılarına göre, fitokimyasallardan olan karotenoidler, tip-II grubu diyabeti önleyen önemli bir faktördür. Karotenoid'lerin en iyi bilineni havuç gibi kırmızı bitkilerde bulunan karotendir.

Tavsiyeler: Dünyanın altı seçkin sağlık kuruluşu olan, -Amerikan Kalp Birliği Beslenme Komitesi, Amerikan Kanser Birliği, Amerikan Diyet Birliği, Amerikan Pediatrik Akademi, Amerikan Millî Sağlık Enstitüsü ve Amerikan Klinik Beslenme Birliği, bir bülten hazırlayarak tavsiyelerini yayınlamışlardır.

Bu tavsiyelerin yer aldığı akademik çalışma Circulation adlı ilmî derginin 27 Temmuz 1999 tarihli sayısında yer almaktadır. Tavsiyelerin bazıları şöyledir: -Kırmızı et yerine, balık ve tavuk tüketin. -Aşırı yemeyin, fazla yerseniz egzersiz yapın. -Akdeniz tipi beslenme denen sebze, meyve ve özellikle zeytin yağlı besinler yönünden zengin bir beslenme tarzını seçin. -Yağlardan mümkün olduğunca, bilhassa doymuş yağ denen katı yağlardan uzak durun. -Günde 4-5 kere kısa egzersizler yapın. Günde beş vakit namaz kılan müslümanların büyük bir avantajı vardır). -Mümkün olduğunca fazla yol yürüyün ve sıkışmadığınız müddetçe vasıtaya binmeyin. -Fazla şeker kullanmayın. Tatlı ve pastalar yerine meyve tüketin -Yoğurt ve peyniri fazla tüketin. -Tuz (sodyum) tüketiminde ölçülü olun. -Prinç yerine, bulgur ve kuskus tüketin. -Alkollü içeceklerden uzak durun. Kola ve kafeini fazla içecekler yerine saf meyve suları tüketin.

Yukarıdaki bilgilere ilave olarak, Peygamberimizin (s.a.v.) zeytin, hurma, ayva gibi bazı bitkileri tavsiye etmesinin hikmetlerini ancak bugün anlamaya başladığımızı da belirtmeden geçmemek gerekir. Tıbbı Nebevî gibi eserler bu gözle tekrar incelendiğinde bu tavsiyelerin zaten her müslümanın hayatında olması gerekenler olduğu daha iyi görülecektir.

Fitokimyasal Ailesi Bulunduğu Ana Kaynak

  • Allyl sülfid Soğan, Sarımsak, Pırasa -Indol Lahana, Karnabahar, Broccoli, -İsoflavon Soya fasulyesi -Fenolik Asid Domates suyu, Turunçgiller, Havuç, Fındık, Tahıllar. -Polifenol Yeşil Çay, Üzüm, Zeytin -Saponin Fasulye ve bezelye'nin Legümenleri (meyvesi) -Terpen Vişne, Kiraz, Turunçgillerin kabuğu.

Kaynaklar 1- Science, 16 Temmuz 1999. 2- Circulation, 27 Temmuz 1999. 3- May. Clinic Health Letter, Temmuz 1999. 4- May. Clinic Preventive Nutrition, Temmuz 1999.

Daha fazla

Tarçın elması nelere iyi geliyor? 20 Temmuz 2016

Tarçın elması nelere iyi geliyor?

Graviola bitkisi olarak da bilinen tarçın elması hangi hastalıklara iyi geliyor? Tarçın elmasını nasıl tüketebiliriz?

Graviola Amazon ormanları dahil kuzey ve güney Amerika kıtasının tropikal bölgelerinde yetişen küçük dört mevsim yeşili bir ağaçtır. Groviola ağaçları normalde 5-6 metre kadar büyüyebilirler. Geniş, koyu yeşil, parlak yaprakları vardır. Gravilola ağacının kalp şeklinde büyük bir meyvesi vardır. Hafif ekşi bir tada sahip olan graviola meyvesi, ağaçtan toplanıp tüketilebilir ya da çeşitli şerbet ve içecek yapımında kullanılabilir.

Graviola ağacında bulunan yeşil dikenli bir meyve olan tarçın elması, kanserli hücreleri öldürür. Yapılan araştırmalara göre, kemoterapi ilaçlarına oranla 10.000 kat daha etkili bir doğal ilaç olduğu, üstelik kemoterapinin oluşturduğu yan etkilerin hiçbirini göstermediği belirlenmiştir. Kemoterapi ilaçları bilindiği gibi, kanserli hücrelerle birlikte vücuttaki sağlıklı hücrelere de zarar vererek ciddi hasarlara sebep olmaktadırlar.

tarçın elmasıGraviola bitkisi adı da verilen tarçın elması, içinde bulunan sitotoksik bileşenleriyle kanser hücrelerine karşı savaşır ve sağlıklı hücrelere zarar vermez. Amerika’da bir ilaç firması tarafından yapılan testlerde yaklaşık 20 analiz laboratuvarı 1970’’li yıllardan beri graviola ve kanser ilişkisini araştırmışlardır. Tarçın elmasının meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri dahil 12 çeşit kanser tipine iyi geldiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar, graviola ekstraktlarının kadınlarda meme kanserine karşı koruyucu bir etki sağladığını ve kanser hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü ortaya koymuştur.

Tropik bölgelerde Graviola ağacının bütün bölümleri geleneksel doğal ilaç yapımında kullanılmaktadır. Kabuğu, yaprakları, kökü, meyvesi hatta meyvesinin çekirdeklerinin bile yararlı olduğuna inanılır. Her parçası ayrı ayrı kullanılır. Meyvesi ve meyvesinin suyu kurt ve parazitlere karşı, ateş düşürücü olarak, dizanteri ve ishal vakalarında kullanılır. Graviola ağacının kabuğundan çay yapılır ve sakinletirici olarak kullanılır.

Tarçın elması, kanser gibi hastalıklardan bizi korur ve bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Enerjimizi artırır. Kanser tedavisi için uygulanan kemoterapinin saç dökülmesi, kilo kaybı ve mide bulantısı gibi birçok yan etkisi olmadan doğal tedavi edicidir.

Daha fazla

   Graviola (Tarçın Elması) Faydaları 20 Temmuz 2016

graviola (tarçın elması) faydaları

Graviola ile Doğal Kanser Tedavisi

Kanser hastaları bilindiği üzere kemoterapi tedavisiyle kanserle mücadele etmektedir fakat kemoterapi sürecinde kanserli hücrelerin yanında sağlıklı hücrelerde zarar görmektedir bu nedenle bazı bitki uzmanlarının doğal tedavi yöntemi olarak Graviola (Tarçın Elması) meyvesi üzerinde yaptığı çalışmalarla bu meyvenin kemoterapiden daha etkili olduğunu saptamışlardır

Guanabana adıyla da bilinmektedir.

graviola70 li yıllardan günümüze kadar olan sürede Amerikada Graviola (Tarçın Elması) meyvesi üzerinde bir çok araştırma yapılmış ve içerdiği sitotoksik bileşenleriyle kanser hücreleriyle savaştığı ve sağlıklı hücrelere zarar vermediği ve kemoterapi ilaçlarına oranla daha etkili olduğu ortaya koyulmuştur

Bir çok tıp dergisinde yayınlanan Araştırma sonuçlarına göre Meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri dahil 12 çeşit kanserde Graviola (tarçın elması) meyvesinde bulunan bileşenlerin yalnızca kanser hücrelerini hedef alarak yok ettiği belirtiliyor

Graviola (tarçın elması) Aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirmekte , yorgunluk hissini ortadan kaldırmakta ve enerji vermektedir.Kansere karşı mucizeler yaratan bu meyvenin diğer faydaları bağırsak parazitlerini düşürmesi ve spazma iyi gelmesidir.

Graviola (tarçın elması) Doğal bir kemotaksidir. Doğal kemotaks ;kanserli ve kötü huylu hücrelere saldırıp yok ederken sağlıklı hücrelerin zarar görmediği bir işlemdir

2011 yılında Virgina Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada meme kanseri üzerinde iyileştirici etkisi görülmüştür

2012 yılında yayınlanan bir çalışma sonuçlarına göre bu bitkiden elde edilen ekstrenin pankreas kanseri hücrelerini seçerek yok ettiği görülmüştür.

  *Nasıl Kullanılır*

Yapraklarını çay olarak da tüketebilirsiniz. ayrıca meyvesi de çiğ olarak tüketilebilir.

Meyveyle ilgili çalışmalar devam etmektedir. İngiliz Kanser Araştırmaları vakfının yaptığı araştırmaların sonucuna göre kapsül şeklinde kullanımının etkili olmadığını belirtiyor.

En doğru kullanımı meyvenin kendisini yemek ve suyunu içmek olduğunu belirten uzmanlar meyvenin aşırıya kaçılmadan tüketilmesini öneriyor. sabah, öğlen ve akşam aç karna yenmesi tavsiye ediliyor.

Daha fazla

	 Graviola: Kanser Tedavisinde Doğal Mucize 20 Temmuz 2016

graviola: kanser tedavisinde doğal mucize

Graviola kanser önlemi ve tedavisinde doğal bir seçenektir. Tüm faydalarını yazımızı okuyarak öğrenin!

Uzun bir süre, kanser gibi ölümcül hastalıkların tedavisi, vakaların çoğunda etkisi şüpheli olan “bilimsel yöntemler”e dayanmıştır. Halkın korkusu, tıbbi otoritelerin uyguladığı baskı ve kanser tedavisine adanmış ilaç laboratuarları, insanların kansere yakalandıklarında doğal ve daha az agresif seçenekler aramamasına yol açan bir durum yaratmıştır.

Ancak eğer ağır bir tedaviye maruz kalmak istemiyorsanız, etkinliği test edilip kanıtlanmış doğal tıbbi tedaviler bulunmaktadır ve resmi tedavilerin karşısında yükselmektedir. Bu tedavilerin çeşitli kanser tipleri için yapılan mevcut tedaviler kadar etkili, hatta daha da etkili oldukları ortaya konmuştur. Hatta daha da iyisi, resmi tedavilerin sert yan etkileri (bağışıklık sistemi baskılanması, saç kaybı…) ve kemoterapinin ikincil yan etkileri (örn. kaşeksi olarak bilinen ciddi kilo kaybı) olmaz, sürekli ve kontrol edilemeyen kusma gibi durumlar çoğunlukla sadece hastalığa değil kimyasal tedaviye de bağlı olan üzücü sonuçlardır. Graviolanın kaynağı, özellikleri ve yetiştirilmesi

AsInlında kimse graviolanın nereden geldiğini tam olarak bilmemektedir, pek çok kişi Orta Amerika yerlilerinin bunu tüm tropikal Amerika’da ve hatta Afrika’da ektiği ve yetiştirdiğini düşünür, çünkü doğal alanı nemli tropik bölgelerdir. Graviola yapraklarını döken bir ağaçtır, yılın belli zamanlarında yaprakları dökülür ve meyve vermez.

Çiçekleri ekim ve ocak ayı arası ortaya çıkar ve aralık nisan ayları arasında meyve (enfes tarçın elması) üretir. Graviola ağacı rüzgara, kuraklığa ve karıncaların verdiği hasara karşı dayanıklıdır.

Graviola ağacı, meyvesi olan tarçın elması sayesinde iyi bilinir. Bu, cherimoya ve hint ayvasına çok benzer, dikenlerle kaplıdır ve çok sulu bir meyvedir. Çok serinletici ve lezzetli bir tadı vardır, bu nedenledir ki sıklıkla tatlı, şekerleme, marmelat ve serinletici içecek yapımında kullanılır. Graviola, doğal kemoterapi

Bu yazımızda bilimsel ismi Annona muricata olan, tarçın elması-sursop olarak veya dünyanın çeşitli ülkelerinde değişik isimlerle tanınan (örneğin İspanyolca’da “guanábana” veya Kiswahilice’de “stafeli”) bir bitki olan graviola hakkında konuşacağız. Graviola ağacı doğal ortamı Orta Amerika’dır.

Bugün gravioladan bahsetmemizin ana nedeni ise kanserle doğal yoldan savaşma gücüdür. Bu gerçeği kanıtlayan pek çok çalışma bulunmaktadır.

Graviola

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nde 1976 yılında, graviolanın, halen kemoterapilerin en agresif bileşenlerinden birisi olan adriamisinden 10000 kat daha güçlü olduğu kanıtlanmıştır.

Ancak buna ek olarak geleneksel kemoterapiden köklü olarak farklı olan olağanüstü bir özelliği de vardır. Bu özellik ne mi? Kemoterapi, hasta hücrelerle normal hücreleri birbirinden ayıramadığından, kanser hücrelerine olduğu kadar sağlıklı hücrelere de saldırırken, graviola sağlıklı hücrelere dokunmaz, büyük bir güçle kanserli hücreleri yakalar, 48 saat gibi kısa bir sürede büyümelerini yavaşlatır ve durdurur.

Bunun kanserle savaşmadaki faydalarını pek çok başka çalışma da kanıtlamıştır. Hindistan’daki Purdue Üniversitesi’nde 1997 yılındaki bir çalışma, graviolanın kalp, prostat, meme, mesane, rektum, özofagus, kalın bağırsak kanserleriyle savaşmada anti-karsinojenik güçlerini ve de lösemi tedavisindeki etkinliğini ortaya koymuştur. Kanser karşıtı özellikleri

Bu doğal kemoterapötik kimyasal içeriği, yani asetogenin sayesinde, yapraklarında adriamisinden (yapay kaynaklı toksik madde) 10000 kat daha güçlü kanserle savaşma yeteneği barındırır. Doğal kemotaksi, bazı kimyasal maddeleri içeren hücrelere (kanserli ve kötü huylu hücreler) saldırırken sağlıklı hücrelerin rahat bırakıldığı bir işlemdir, halbuki yapay kemoterapiler serbest atış yaparlar, yani hem kanserli hem sağlıklı hücreleri yok ederek vücuda zarar verirler. Uygun Dozaj

Graviola kullanmanın en iyi yolu, ezilmiş graviola yapraklarından bir karışımı kullanmaktır. Yemekten 15-20 dakika önce kapsül veya hap şeklinde kullanılır.

Önlem amacıyla: uygun miktar yemeğe başlamadan yarım saat önce 500 mg.dır.
Tedavi amacıyla: hastalığın tipi ve ciddiyetine göre, önlem için alınan dozun iki ila dört katı yani 1 veya en fazla 2 gram.

Diğer kullanım alanları: Graviola, doğal mucize

Esas kullanım amacı kanserle savaşmak olsa da, antibakteriyel, antiparazit, spazm önleyici, kanamayı durdurucu, böcek öldürücü, kan basıncını düşürücü, antihelmintik (bağırsak parazitlerini yok edici) özellikleri de bulunur. Bu nedenle, en azından önleyici amaçla kullanılan dozu almanızı öneririz.

Biliyoruz ki graviola sağlıklı kalmanız için hakiki bir mucizedir ve mevcut doğal ilaçların en güçlü olanlarından birisidir.

Daha fazla

Soursop meyve Beslenme ve Sağlık Faydaları İçeriği 20 Temmuz 2016

Soursop meyve beslenme ve sağlık faydaları İçeriği

Soursop meyve Beslenme ve Sağlık Faydaları İçeriği

sen arıyorsanız olsun: yararlı soursop, sağlık için önemli faydalar soursop sağlığı için mükemmel bir çare soursop olsun, yararları soursop

Latince adı Anona muricata Linn vardır Soursop şeker elma (Anona Squamosa Linn) yakın bir akrabası. Ve meyve (Peru, Meksika ve Arjantin çevresinde) Amerika geliyor: Bitkiler şimdi yaprak özelliklerine çok popüler sayesinde vardır (Etkinlik Soursop Yaprak okuyun). Endonezya'da, soursop isim ekşi tadı bir çanta anlamına Hollanda dilinde, yani Zuurzak geliyor.

Soursop meyve nedeniyle besin içeriği ve sağlık yararları popüler oldu. Soursop meyve 67.5 oranında pestil, yüzde 20 kabuklu, tohumlar yüzde 8,5 ve çekirdek parçaları yüzde 4 oluşuyor.

Sudan sonra, soursop besinlerin yüksek içeriği bir karbonhidrattır. Soursop meyve karbonhidrat türü, toplam şeker içeriği 81,9-93,6 yüzde seviyeleri ile bir indirgeyici şeker (glukoz ve fruktoz) 'dir.

Etkinlik Soursop meyve Vitaminler et 100 gram başına yaklaşık 20 mg soursop meyve en baskın olan C vitamini vardır. Kişi başı günlük C vitamini ihtiyacı (yani 60 mg) sadece et soursop 300 gram yiyerek karşılanmıştır.

Mineraller 100 g 27 ve 14 mg, sırasıyla fosfor ve kalsiyum oldukça baskın olduğu vardır. Her iki mineral güçlü kemik oluşturan, osteoporozu önlemek için yararlı olan, kemik kütlesi oluşturulması için esastır. Soursop üstünlüğü, yani 278 mg, 100 g başına sodyum (sodyum) düzeylerinde yer alan düşük (14 mg ila 100 g başına düşen), fakat, potasyum (potasyum) yüksektir. Yüksek potasyum ve sodyum karşılaştırması hipertansiyon önlenmesinde faydalıdır.

Beslenme bileşenlere ek olarak, soursop meyve de nongizi bileşenleri çok zengindir. Bir meyve eti, 100 g başına 3.3 g ulaştığı diyet lifi (diyet lifi), bir çok ihtiva etmektir.

Sağlık Faydaları Meyve soursop

Önlenmesi Kanser Annonaceous asetogeninler yaprakları, tohumlan içinde ihtiva edilen fitokimyasal maddeler ve soursop kaynaklanmaktadır. Bu maddenin kanser ve virüs saldırıları savuşturmak bir rol oynar. Araştırma soursop içeriği Annonaceous asetogeninler örneğin göğüs kanseri, kolon, prostat, akciğer ve daha pek çok kanser 12 türleri, kötü huylu hücreleri öldürmek olduğunu ortaya koymuştur.

Pürüzsüz idrara çıkma İdrar yaparken ağrı varsa Soursop meyve suyu, bir ilaç olarak kullanılabilir. Ayrıca hematüri ile başa çıkabilecek idrarda beyaz kan hücreleri, hem de hafif karaciğer hastalığı karıştırılmasıdır.

Kemik Sağlığı koruyun Kemiklerin yeterli beslenme ihtiyaçlarını kalacak şekilde kemiklerin içine kalsiyum emilimini yardımcı diğer mineral yani bakır zenginleştirilmiş fosfor ve kalsiyum, soursop meyve içeren ek olarak.

Enerji artırın Eğer tutkulu düşünüyorsanız, soursop meyve tüketmeye çalışın. Ruh geri heyecanlı yapabilir taze aroması ilave olarak, soursop meyve de enerji artırmak için yararlı thiamin içerir.

Migren hafifletir Soursop meyve riboflavin veya B2 vitamini etkili bir migren olarak baş ağrısı rahatlatmak bilinmektedir içerir.

Önlemek Anemi soursop meyve demir içeriği de etkin bir şekilde herhangi bir zamanda grev olabilir anemi semptomlarını hafifletmek için inanılmaktadır.

Soursop meyve tohumları Faydaları Sen kullanışlı da değil sadece et, tohum soursop meyve sağlığınızı korumak için olduğunu, bayanlar biliyor musun? Aslında Soursop tohum kusma, mide bulantısı ve kusma azaltmak için kullanılabilecek maddeler içerir.

Eh, bu faydaları ve sağlık için soursop etkinliğinin bazı var. Umarım yararlı ve her zaman sağlığını korumak ve sevdikleriniz.

Daha fazla

Soursop Su yararları 20 Temmuz 2016

Soursop su yararları

Bir güçlü antikanser

Soursop su özellikleri çoktur da, gerçek şu ki genellikle güçlü bir antikanser olarak öne çıkıyor olmasıdır. Tıbbi çalışmalar gibi çalışır neden basit bir açıklama vermek başarısız olmuş, belli olduğunu yüksek karbonhidrat ve lif, şeker ve birkaç yağlar içerdiği, C vitamini büyük miktarda birlikte, vitamin B, fosfor, biz bu temel besinlerden biri bulmak oluşturur ve kalsiyum.

Tümörler meyve bu tür mücadele için ideal bir yol olmasının yanı sıra, soursop aynı zamanda anti-stres, anti-depresyon, antibakteriyel, antifungal ve antiparaziter tedavileri için bir müttefikini göstermiştir. Nerdeyse hiç!

Münakaşa servis

Ama soursop meyve olarak onların emrinde vardı antik toplumlarda kullanılan rağmen, hakikat, son yıllarda iyice son yan etkileri önlemede kanser tedavi edebilir bileşikler ve ürünler geliştirmek için meyve tıbbi özelliklerini incelemek için çalışır olduğunu tedaviler, neredeyse boşuna olmuştur.

Kanser için arama önlemek için büyük ilaç suçladılar birkaç bilim öncesinde ekonomik çıkarlarını koyarak dünyada daha fazla ölüme neden olan bir hastalık Orada vardır. Ancak, neyse ki, doğal tıp aynı şekilde hareket etmez ve kanser ve tümörlerin önlemek istiyorsanız, soursop bahis emin bir hit olur.

Daha fazla

Sağlığınız için Soursop Faydaları 20 Temmuz 2016

Sağlığınız için soursop faydaları

Tıpta Kullanımı

Tohumlar kusmanın tedavisi için kullanılmaktadır.

Ağızdan alınan Soursop suyu, üretrit ve karaciğer sorunları giderir. Aynı zamanda, oruç alınır, bu durumda, cüzzam tedavisinde kullanılır.

Yapraklarının pişirme tabanı şifa böcek ve bitleri için mükemmeldir. Başka bir safra kesesi hastalıkları, öksürük, nezle, dizanteri, ateş, ishal ve hazımsızlık mücadele için kullanılır. Inflamasyon ve ayaklarda şişlik durumlarında uygulanan kaynatma poultices ile hazırlanmıştır.

Bu bitkinin taze yaprakları ezilir ve iyileştirilmesi için çeşitli deri döküntüleri uygulanır. Poultices yardım mücadele egzama ve diğer cilt problemlerinde ve romatizma gibi.

Pestil hızlı iyileşmeyi teşvik, hangi değiştirmeden 3 gün boyunca, yaraların üzerine lapa olarak uygulanır.

Çiçekleri soğuk algınlığı rahatlatmak için faydalıdır.

Kök kabuğu zehir karşı bir panzehir olarak çalışmaktadır.

Kansere karşı mücadele

O önlenmesi ve kanser tedavisi için, her türlü tavsiye edilir, böylece soursop güçlü anti-tümör ve anti-kanser etkisi olduğu düşünülmektedir. Genel olarak, hastalar doğrudan ya da düzenli suyu gibi meyve yemelisiniz.

Aşağıdaki çare şifa kullanılabilir: 10 yeşil soursop yaprakları sıvı sadece bir fincan kadar çıkış suyu buharlaşır 3 bardak kaynatılır. Bu, günde iki kez, bu madde en az bir fincan almalıdır.

Iki hafta dikkat edilmesi gereken, bu ilaç, etkilerini, doğal bir yöntemdir hastalıklı hücreleri ortadan kaldırır ve sağlıklı hücrelere zarar fark, kemoterapi ile benzerdir.

Daha fazla

Kansere umut olan meyve 20 Temmuz 2016

Kansere umut olan meyve

Amazon ormanlarında yetişen 'Guanabana' adlı bir meyve, kansere çare arayanlar için umut oldu. İşte Guanabananın faydaları

Kansere umut olan meyve Alternatif tıp biliminin de ilgi alanına giren tropikal meyvenin kemoterapi tedavisinde kullanılan ilaçlardan daha etkili olduğu iddia ediliyor.

Anavatanı Brezilya olan Guanabana, Güney Amerika'nın bazı bölgeleri ve Asya'nın güneydoğusunda yer alan yağmur ormanları içinde yetişiyor. Bilimsel adı 'Annona Muricata' olan guanabana, ayrıca 'graviola', 'soursop' ve 'cherimoya' gibi isimlerle de biliniyor.

2016 Burç yorumları

Guanabananın kanseri tamamen yok ettiğine dair henüz bilimsel bir araştırma yok. Ancak göğüs ve karaciğer üzerinde kemoterapiye direnen bazı kanser hücrelerinin yok edilmesinde etkili olduğunu gösteren bazı vakalar mevcut.

Kanser hücrelerinin büyümesini geciktiriyor

Henüz insanlar üzerinde kapsamlı bir teste tabi tutulmadığı ve bilimsel bulgularla desteklenmediği için bu konuda kesin bir yargıya varmak güç.

Ancak guanabananın tarih boyu birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı biliniyor. Örneğin parazit, enfeksiyon ve uçuk tedavisinde kabul gören meyvenin uyku bozukluğu, ateş ve öksürüğe de iyi geldiği söyleniyor. Yerel halk tarafından kalp hastalıkları, astım, karaciğer sorunları ve artrit tedavisinde de kullanılan meyve tam bir şifa kaynağı.

FAYDASI TİCARİ KAYGILAR SEBEBİYLE GİZLİ TUTULUYOR

Ortaya atılan bir başka iddia ise, bilim insanlarının bu meyveyi uzun süredir incelediği ve elde edilen test sonuçlarını ticari kaygılar sebebiyle gizli tuttuğu yönünde.

Konuyu yazdığı bir makalede derinlemesine inceleyen Amerikalı bilimadamı Christopher Lane, ABD'nin önde gelen kanser araştırma kuruluşu Nacional Cancer Institute'nın (NCI) bu meyveyi 1970'li yıllarda keşfettiğini ve hastalığın tedavisinde kullanılabilecek bazı ipuçları yakaladığını iddia ediyor.

Lane, 20 bağımsız laboratuvar testinden elde edilen bulguların bir rapor haline getirildiğini, ancak şu ana kadar bu verilerin halkla veya diğer araştırma kuruluşlarıyla paylaşılmadığını öne sürüyor. Londra merkezli Cancer Research UK adlı kuruluşun da aynı araştırmayı yürüttüğünü dile getiren Lane, makalesinin sonunda iki kurumu da ellerindeki bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyor.

Meyvenin kanser tedavisinde kullanılabileceğine ilişkin tartışmalar devam ederken kanseri yenme mücadelesi veren hastalar, 'bir umut' diyerek bu meyveye ulaşmanın yollarını araştırıyor. Guanabana özünden üretilen kapsüller, bitkisel tedavi ilaçları arasındaki yerini çoktan aldı.

Türkiye'de fazla bilinmeyen meyve, kanserle mücadelede ucuz ve etkili bir araç olma ihtimaline binaen dünyanın önde gelen kuruluşları tarafından araştırılmaya devam ediyor.

Daha fazla

  Graviola Nedir? 20 Temmuz 2016

graviola nedir?

Graviola Nedir? Graviola, bilimsel adıyla Annona muricata, Afrika sahra-altı, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’daki yağmur ormanlarında yetişen bir ağaçtır. Graviola’nın aktif içeriklerine Annonaceous acetogenins adı verilir. Araştırmalar; in vitro da olsa, aktif içeriklerinin, göğüs, yumurtalık, kolon, prostat, karaciğer, akciğer, pankreas ve lenfoma gibi 12 farklı kanser tipinde habis hücreleri öldürdüğünü göstermiştir. Fakat insanlar üzerinde geniş çaplı araştırma bulunmamaktadır.

Graviola Araştırmaları

Graviolanın potansiyelini araştırma çalışmaları, 1976 yılında, National Cancer Institute tarafından girişilen bitki tarama programı dahilinde başlamış; Graviola yaprakları ve kökünün kanser hücreleri ile savaştığı keşfedilmiştir. İlk deneyi takip eden sonraki çalışmalarda, bilimadamları /annonaceous acetogenins/ adını verdikleri bir takım kimyasalları izole ettiler. Bu maddelerin, güçlü anti-kanserojen ve anti-tümör içerikler olduğunun farkedilmesi uzun sürmedi. Purdue University tarafından yürütülen 1997 yılında yayınlanmış çalışmalar, acetogenin’lerin geleneksel anti-kanser tedaviye cevap vermeyen kanser hücrelerini öldürme yeteneğine sahip olduğuna işaret etmiştir. Purdue’deki araştırmacılar, acetogeninlerin normal hücrelere dokunmayarak kanser hücrelerini güçlü bir şekilde yok ettiklerine ve ilaca dirençli kanser hücrelerine karşı etkili olduğuna tanık olmuşlardır. Graviola ekstresinin aynı zamanda, kanser hücrelerinin ATP’ye erişimini bloke edip, plazma zarı glikoproteini engelleyerek, Adriamycin’e dirençli insan meme adenokarsikom (MCF-7/Adr) büyümesine karşı etkili olduğu da görülmüştür.

Güney Kore’deki /Catholic University/ tarafından yapılan çalışma; aktif içeriklerin, göğüs ve kolon kanserine karşı uzun süredir kullanılan ilaç Adriamicin ile karşılaştırıldığında, ‘seçici sitotoksin’e sahip olduğunu göstermiştir. Journal of Natural Products’da yayınlanan daha sonraki bir çalışma, Graviola’nın 10.000 kat daha etkili olduğunu iddia etmiştir. Kore’de yapılan üçüncü bir çalışmada da Adriamicin’in aksine, sağlıklı hücreler üzerinde hiçbir negatif aktivite gözlemlenmemiştir.

2000 yılında, Kolombiya’daki “/Universidad de Antioquia/“daki bilim adamları, graviola meyvesi ekstresinin U-937 adlı lenfoma hücre hattının büyümesini inhibe ettiğini gördüler. 2001 yılında /Journal of Natural Products/‘da yayınlanan bir çalışma, graviola tohumları ekstresindeki bir bileşiğin sağlıklı hücrelere dokunmayarak karaciğer kanser hücrelerini öldürdüğünü kaydetmekteydi.

9 Mayıs 2003’de, /Life Sciences/‘da yayınlanan bir çalışma, saflaştırılmış annonacin’in, T24 mesane kanseri hücreleri de dahil olmak üzere türlü kanser hücre hatlarında hücre ölümünü tetiklediğini göstermiştir. /Molecules /adlı derginin Kasım 2010 sayısında yayınlanan bir başka çalışma ise, graviola’daki Annonaceous acetogenin’lerin akciğer kanseri ve larinjeal hücrelerinin çoğalmasını yavaşlattığını göstermiştir.

/Nutrition and Cancer/ dergisinin Temmuz 2011 sayısında yayınlanan çalışmada, graviola meyve ekstresinin EGF reseptör üretimini engellediğini ve test tüplerinde kültüre edilerek farelere yerleştirilmiş insan göğüs kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı görülmüştür. /Journal of Asian Natural Products Research/‘de Mayıs 2011’de yayınlanmış diğer bir çalışmada ise, acetogenin’lerin etkin bir biçimde habis tümör hücre büyümesini durduğu görülmüştür.

Daha fazla

Kanserin Doğal Tedavisi: Tarçın Elması (Graviola) 07 Temmuz 2016

Kanserin doğal tedavisi: tarçın elması (graviola)

Genellikle tropik bölgelerde yetişen, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Ve bu ağaçta bulunan yeşil dikenli bir meyve olan tarçın elmasının, yapılan araştırmalar sonucunda, kanser hücrelerini öldürdüğü belirlenmiştir. Hatta araştırmalara göre, kemoterapi ilaçlarına oranla 10.000 kat daha etkili bir doğal ilaç olduğu, üstelik kemoterapinin oluşturduğu yan etkilerin hiç birini göstermediği belirlenmiştir. Kemoterapi ilaçları bilindiği gibi, kanserli hücrelerle birlikte vücuttaki sağlıklı hücrelere de zarar vererek ciddi hasarlara sebep olmaktadırlar.

Graviola bitkisi adı da verilen tarçın elmasında bulunan sitotoksik bileşenlerin kanser hücrelerine karşı ölümcül etki gösterdiği ancak sağlıklı hücrelere hiç zarar vermediği rapor edilmiştir.

Amerika’ da bir ilaç firmasında tarafından yapılan testlerde yaklaşık 20 analiz laboratuvarı 1970’’li yıllardan beri graviola ve kanser ilişkisini araştırmışlardır. Sonuçlar gerçekten de şaşırtıcıdır. graviola dan elde edilen bileşenlerin;

– Kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatmada ve durdurmada sıklıkla kullanılan kemoterapi ilaçlarından 10,000 kat daha etkili olduğu,

– Meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri, akciğer kanseri ve kolon kanseri dahil 12 çeşit kanser tipinde tarçın elmasında (Graviola) bulunan bileşenlerin yalnızca kanser hücrelerini hedef alarak yok ettiği,

– Kemoterapi de olduğu gibi sağlıklı hücrelere hiçbir zarar vermediği, ve seçici olarak yalnızca kanser hücrelerini hedef aldığı,

Yapılan pek çok çalışma ile kanıtlanmıştır.

2011 yılında, graviola bitkisinin meme kanseri üzerindeki etkisini araştıran bir çalışma yapılmış ve Beslenme ve Kanser (Nutrition and Cancer) dergisinde yayınlanmıştır. Araştırmacılar, graviola meyve ekstraktının (Gravioladan elde edilen bileşenlerin) meme kanserine sebep olan genleri etkisiz hale getirdiğini belirlenmişlerdir.

Araştırmacılara göre;

5 haftalık graviola ekstraktı tüketiminde (200 mg/kg diyet) meme kanseri tümörlerinin oluşmasını sağlayan proteinlerin üretiminin % 50 oranında azaldığı belirlenmiştir.

Yapılan çalışmalar, graviola ekstraktlarının kadınlarda meme kanserine karşı koruyucu bir etki sağladığını ve kanser hücrelerini öldürdüğünü ortaya koymuştur.

Sonuç olarak mucize yaratan bu ağacın meyvesini tükettiğimizde;

– Kanser gibi ölümcül etkilerden korunarak bağışıklık sistemimiz güçlenecek

– Enerjimiz artacak

– Kemoterapi sırasında meydana gelen saç dökülmesi, kilo kaybı, mide bulantısı gibi pek çok yan etkileri yaşamadan, kanser hücrelerinden doğal ve güvenli yollarla korunabileceğiz.

•Kendimizi çok daha sağlıklı ve güçlü hissedeceğiz!

Daha fazla

Tarçın elması (Graviola) Kanserin doğal tedavisi 07 Temmuz 2016

Tarçın elması (graviola) kanserin doğal tedavisi

Graviola (tarçın elması), tropik iklimlerde yetişen ve yaprak dökmeyen bir ağaç türüdür. Ağacın yeşil ve dikenli olan meyvesi tarçın elması olarak adlandırılmaktadır. Bu meyve ile ilgili yapılan araştırmaların sonucunda kanser hücrelerini öldürdüğü ve yok ettiği tespit edilmiştir.

Bazı bulguların ışığında, kemoterapi ilaçlarına nazaran 10 bin kat daha etkili doğal bir ilaç olduğu düşünülmektedir. Ayrıca kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin hiçbiri garviolada görülmemektedir. Kemoterapi ilaçları, kanserli hücreleri yok ederken sağlıklı hücrelere de zarar vermektedir. Tarçın elmasının içeriğindeki sitotoksik bileşenler, kanserli hücreleri öldürürken sağlıklı hücrelere hiçbir zarar vermediği belirlenmiştir.

ABD’de 1970’li yıllardan başlayarak yapılan araştırmalarda tarçın elmasının kanserle olan ilişkisi oldukça şaşırtıcı sonuçları ortaya koymuştur. Bu sonuçlara göre;

1- Graviola ( tarçın elması ), kanseri yavaşlatmak ve durdurmak amacıyla yaılan kemoterapi ilaçlarına göre 10 bin kat daha etkilidir.

2- Başta meme kanseri, pankreas kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri olmak üzere 12 çeşit kanser türünde sadece kanserli hücreleri hedef alarak yok etmektedir.

3- Kemoterapi ilaçlarının sağlıklı hücrelere verdiği zarar, tarçın elmasında hiç görülmemektedir. Graviola yalnızca kanserli hücreleri seçerek onları yok etmektedir.

Graviola (tarçın elması) ile meme kanseri üzerine 2011 yılında yapılan bir çalışmada, graviola ekstraktının (bileşenlerin) meme kanserine neden olan genleri etkisizleştirdiği belirlenmiştir.

Yapılan çalışma ve araştırmalara göre;

Graviola ekstraktının beş hafta 200 mg/kg tüketilmesi, meme kanseri tümörlerinin oluşmasına imkan veren proteinlerin üretilmesini yarı yarıya azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca kadınları meme kanserine karşı koruduğu da ortaya konulmuştur.

Graviola (tarçın elması) tüketildiğinde;

1- Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve kanser gibi ölümcül hastalıklardan korunma sağlanmaktadır.

2- Kişinin enerjisini arttırmaktadır.

3- Kemoterapi ilaçlarının yan etkileri olan saç dökülmesi, mide bulantısı, kilo kaybı ve daha birçok olumsuzluk yaşanmadan, kanser tedavisini doğal ve en etkili şekilde yürütmeyi sağlamaktadır.

Graviola ile ilgili çalışmalar ve araştırmalar halen devam ettirilmekte olup, pek çok ölümcül kanserin tedavisinde insanlara umut vermektedir. Doğal ve güvenli bir kanser tedavisinde tarçın elmasının yeri her zaman olacaktır diye düşünüyoruz.

Daha fazla

Kanserin Doğal Tedavisi Tarçın Elması (Graviola): 07 Temmuz 2016

Kanserin doğal tedavisi tarçın elması (graviola):

graviola-nedir Bu ağaç Amerika’da ve Afrika da bulunur. Doğal kaynağı nemli tropik bölgelerdir. Graviola yılın belli zamanlarında yapraklarını döker ve meyve vermez. Bu ağaç aralık ve nisan aylarında Tarçın Elması dediğimiz meyveyi üretir. Bu ağaç rüzgâra ve kuraklığa dayanıklı bir ağaçtır. Verdiği meyve ise hint ayvasına çok benzer. İçi çok lezzetli olduğu için sıklıkla tüketilebilir. Bu meyvenin tercih edilmesinin nedenleri arasında kanser tedavisinde çok fazla işe yarayıp yan etkisi olmamasından dolayıdır. Kanser hastalığında insanlar kemoterapi görürler. Bu çözüm yolunun da birçok yan etkisi vardır. İlk olarak saç kaybı ileride keş eksikliği gibi sorunlar karşınıza çıkacaktır. Ama tarçın elması meyvesinde hiçbir yan etki olmadığı gibi diğer ilaçlara göre çok daha yararlı olan bir meyvedir

Amerika’da bir ilaç firmasının yaptığı araştırmada kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatmada tarçın elması meyvesinin kemoterapiye göre 10.000 kat daha etkili olduğu görülmüştür. Çünkü kemoterapinin de yararı gibi zararı da çok olduğu için genelde tercih edilmez. Meme kanseri, kolon kanseri gibi rahatsızlıklarda bu meyvenin sadece kanser hücrelerini hedef alarak onları yavaşlatıldığı görülmüştür. Meme kanseri hastalığında görülen genlerin tarçın elması ile yavaşlatıldığı 2011 yılında Beslenme ve Kanser dergisinde yayınlamıştır. Çoğu zaman kanser karşısında güçsüz kaldığımız, kemoterapilerden yorulduğumuz zaman bu meyve hem dinlenme hem de size faydalı bir besin kaynağı olacaktır. O yüzden kanser hastalığı var ise sık sık tüketilmesi gerekmektedir.

Yararları bakımından bize çok enerji kazandıracaktır. Özellikle kemoterapi sonrası hastalar çok bitkin ve halsiz düşer. Bu zamanlar da tarçın elması en yararlı besin kaynağıdır. Ayrıca kemoterapi yüzünden dökülen saçlar, kaşlar, yaşanılan kilo kaybı, bulantı ve kusma gibi rahatsızlıkları azaltacak bi etkiye sahiptir. Graviola kullanmanın en iyi yolu graviola yapraklarını toplayıp sonra iyice ezmektir. Ezdikten sonra iyi bir karışım uygulanmalı ve yemekten 20 dk sonra kapsül şeklinde kullanılmalıdır. Kanser tedavisinde hap olarak kullanılacak ise eğer uygun miktarda yemekten önce 500mg kullanılmalıdır. Hastalığın ciddiyetine göre fazla doz alınmaması gerekmektedir. En fazla 2 gram alınmalıdır. Fazla alınır ise yan etki yaparak yarardan çok zarar sağlar.

Daha fazla

Tarçın Elması 07 Temmuz 2016

Tarçın elması

Tarçın elması, Graviola olarak da bilinmekte olan tarçın elması, Amazon ormanları dahil kuzey ve güney Amerika kıtasında tropik bölgelerde yetişen küçük dört mevsim yeşili bir ağaç türüdür. Tarçın elması ağaçları ortalama beş metreye kadar büyüye bilirler. Geniş, köyü yeşil ve parlak yaprakları bulunmaktadır. Tarçın elması ağacının kalp şeklinde büyük iri bir meyvesi vardır. Hafif ekşi bir tada sahip olan tarçın elması ağacı meyvesi, toplanıp tüketilebilmekte yada çeşitli şerbet ve içecek yapımında kullanılır. Graviola ağacında bulunmakta olan yeşil dikenli bir meyve olan tarçın elması, kanserli hücreleri öldürmeye bire bir olduğu bilinir. Yapılan araştırmalara göre, kemoterapi ilaçlarına oranla onbin kat daha etkili bir doğal ilaç olduğu, üstelik kemoterapinin oluşturduğu yan etkilerden hiçbirini göstermediği belirlenmiştir. Kemoterapi ilaçları bilindiği gibi kanserli hücrelerle birlikte vücudumuzda bulunan sağlıklı hücreleride zarar vererek ciddi hasarlar ve sonuçlar oluşturmaktadır. Graviola bitkisi adı verilmiş olan tarçın elması, içinde bulundurduğu sitotoksik bileşenleri ile kanser hücrelerine karşı savaşarak sağlıklı hücrelere zarar vermediği bilimsel araştırmalarda kanıtlanmıştır.

Amerika'da bir ilaç firması tarafından yapılan testlerde yaklaşık olarak yirmi analiz laboratuvarı 1970'li yıllardan beri tarçın elması ve kanser ilişkisini araştırmışlardır. Tarçın elmasının meme kanseri, kolon kanseri, pankreas kanseri ve akciğer kanseri dahil on iki çeşit kanser tipine iyi geldiği tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar, tarçın elması ekstraktlarının kadınlarda meme kanserine karşı koruyucu bir etki sağladığı ve kanser hücrelerinin yüzde elli oranında yok ettiğini ortaya çıkarmıştır. Tropik bölgelerde tarçın elması ağacının bütün bölümleri geleneksel doğal ilaç yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Kabuğu, yaprakları, kökü, meyvesi ve hatta meyvesinin çekirdeklerinin bile yararlı olduğu bilinir. Her bir parçası ayrı ayrı kullanılır. Meyvesi ve meyvesinin suyu, kurt ve parazitlere karşı, dizanteri, ateş düşürücü ve ishal vakalarında kullanıldığı bilinmektedir. Tarçın elmasının kabuğunda çay yapılmakta ve sakinleştirici olarak hastalara kullanılması tavsiye edilmektedir. Tarçın elması, kanser gibi hastalıklardan bizleri korumakta ve bağışıklık sistemimizi oldukça güçlü bir hale getirdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Enerjimizi üst seviyelere çıkartmaya yardımcı olur. Saç dökülmesi, kilo kaybı ve mide bulantısı gibi bir çok yan etkisi olan kemoterapinin aksine, tarçın elması doğal yan etkisi olmayan tedavi şeklidir.

Daha fazla

KEMOTERAPİDEN 10.000 KAT DAHA ETKİLİ, KANSERİ YOK EDEN MEYVE 07 Temmuz 2016

Kemoterapİden 10.000 kat daha etkİlİ, kanserİ yok eden meyve

KEMOTERAPİDEN 10.000 KAT DAHA ETKİLİ, KANSERİ YOK EDEN MEYVE

Geçtiğimiz son birkaç aydır, Amerikan medyasında , graviola (tarçın elması), ismindeki kanser hücrelerini yok eden meyve konuşuluyor. Uzmanlar graviolanın kanser teşhisi konan hastalar için yeni bir umut olduğunu söylüyor. Bu meyve kemoteropiden daha güçlü olup sağlıklı hücrelere zarar vermiyor.

Graviola, ingilizce diğer ismi soursop, daha çok Meksika, Karayip Adaları, Peru ve Venezuelya’da bulunuyor. Yapraklarını dökmeyen bu meyve, mükemmel bir tada sahip.

Bitkinin hem meyveleri hem kökü iyileştirici etkiye sahip. Eski toplumlar, yapraklarını çay olarak, diyabet (şeker hastalığı) ve karaciğer hastalığında kullanıyorlarmış. Afrika ‘da bu bitki hala ağrı kesici ve çocuklar için ateş düşürücü olarak kullanılmaktadır.

Son araştırmalar, bu bitkinin kanser üzerinde iyileştirici etkisini ortaya çıkarana kadar, insanlar bu bitkiyi unutmuşlar. Bilim adamları bu bitkinin kemoterapiden 10.000 kat daha kuvvetli olduğunu, kanser hücrelerini yok ederken, sağlıklı hücrelere zarar vermeyerek, vücut fonksiyonlarının normal işlemesini sağladığını söylüyor.

Normal kullanıldığında, hiçbir yan etkisi bulunmayan bu bitki, vitamin, mineral ve sağlığa yararlı diğer besleyici maddeler içermektedir.

Bu bitki tablet şeklinde de satılmaktadır. Tedavi amaçlı kullanacak iseniz, günlük kullanım dozu hakkında doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Tarçın elması (soursop), bu günlerde bir çok araştırmanın konusu olmuştur.:

Kanseri 7 tedavisinde 7 şekilde etki ettiği saptanmıştır:

Kanser hücrelerini yok eder ve her hangi bir yan etkisi yoktur

Bağışıklık sistemini korur, ölümcül enfeksyonların oluşumunu önler

Organların, normal fonksiyon göstermesini sağlar

Yaşam enerjisini yeniler, pozitif bakış açısı sağlar

Amerika’da yürütülen çalışmalara göre, graviola ekstresi, kolon, göğüs, prostat, akciğer, pankreas ile birlikte 12 tür kanserde kötü huylu kanser hücrelerini öldürmektedir.

Ticari, kimyasal ilaçlardan farklı olarak, graviola, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerini öldürür.

Daha fazla

Call us +(351) 291 223 721

9am to 12am and 1pm to 6pm